SİNEMANIN EFSANESİ
Marlon Brando
"Hollywood’da bulunmamın
tek nedeni,
parayı reddedecek ahlaki bir cesaretimin olmayışıdır. ”
1924 yılında Nebraska’da dünyaya gelen Marlon Brando, İrlandalı göçmen
bir ailenin üçüncü çocuğuydu. 1935 yılında ebeveynlerinin ayrılmasıyla
birlikte annesi ve iki kız kardeşi ile California’ya yerleşen aktör, iki yıl
sonra anne ve babasının tekrar bir araya gelmesiyle Illinois’e taşındı.
1940 yılında Minnesota’daki askeri okula giren Brando, kısa bir süre sonra
itaatsizlik nedeniyle okuldan ihraç edildi. Üç yıl sonra New York’a yerlaşen
aktör, buradaki Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’ndeki Erwin Piscator yönetimindeki
drama workshoplarına katıldı. Brando’nun buradaki hocası ise, Moskoca
Sanat Tiyatrosu’nda Stanislavsky ile birlikte çalışan ünlü tiyatro kuramcısı
Stella Adler’di. Adler’in öğretmeye çalıştığı Stanislavsky
methoduyla yetişen aktör, kişiliğin duygusal yönünü keşfedip dışarı
yansıtan bir oyunculuk anlayışını benimsedi.
1944 yılında ilk sahne deneyimini yaşayan Brando, Gerhart Hauptman’ın
“Hannele” adlı oyununda İsa Peygamberi canlandırdı. Aynı yıl içerisinde
bir Broadway yapımı olan John Van Druten’in “I Remember Mama” adlı
oyununda rol alan aktör, iki yıl boyunca bu oyunda yer aldı.
1946 yılında Maxwell Anderson’un “Truckline Café” ve ardından George
Bernard Shaw’ın “Candida” adlı oyunlarında oynayan aktör, Ben
Hecht’in İsrail’in kuruluşunu konu alan “ A Flag Is Born ” adlı
oyunuyla dikkat çekti. 2. Dünya Savaşı’ndaki Nazi kamplarında yaşanan
vahşetin etkisinde kalan Brando, radikal Yahudi hareketlerine destek verdi.
Adalet konusunda fazlasıyla hassas olan aktör, yapılan her türlü haksızlığın
karşısında yer almayı görev bildi. Aktör, daha sonraları Amerikan
yerlilerinin politik haklarının geri verilmesi için mücadele etti.
1947 yılında
Ella Kazan’ın önerisi üzerine 1951 yılında Tennesse Williams’ın “A
Streetcar Named Desire” adlı filminde rol aldı. 1950 ve 1955 yılları arasında
“The Men”, “Viva Zapata !” ve “On the Waterfront” gibi hatırda kalır
filmlerde rol alan aktör, sergilediği başarılı karakter oyunculuğuyla bir
anda sivrildi. “Viva Zapata!”da da Anthony Quinn ile birlikte muhteşem bir
oyunculuk sergileyen aktör, Cannes Film Festivali ve İngiliz Film Akademisi
olmak üzere iki tane En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Aktör,
1953 yılında “Julius Ceasar” adlı filmdeki Ceasar karakteriyle de ikinci
kez İngiliz Film Akademisi En İyi Erkek Oyucu ödülünü kazandı.
1954 yılında 57 yaşındaki annesini kaybeden aktör, ertesi yıl “On the
Waterfront” ile ilk kez kazandığı Oscar ödülüyle teselli buldu. Bu
filmle birlikte verilebilecek bütün ödülleri kazanan aktör, beat
jenerasyonunun en gözde oyuncusu haline geldi. Hollywood klişelerinin dışına
taşan doğal oyunculuğunu ve karizmatik kişiliğini canlandırdığı
karakterlere çok iyi yansıtan aktör, 1955 yapımı “Male”deki performansıyla
ününe ün kattı.
1955 yılında kendi yapım şirketini kuran Brando, iki yıl sonra Galli Anna
Kashfi ile çok kötü devam eden bir evliliğe ilk adımını attı. Üç yıl
sonra da Movita Castaneda ile ikinci evliliğini gerçekleştirdi. 1961 yılında
ilk yönetmenlik denemesini yaşayan aktör, “One-Eyed Jacks” adlı bir film
çekti. “Mutiny on the Bounty” adlı filminin çekimlerinin tamamladıktan
sonra 1966 yılında “Teti’aroa” adlı filminin bütün haklarını satın
aldı.
1965 yılında babasını kaybeden aktör, 60’lı yıllarda vasatı geçmeyen
filmlerde rol aldı. Bu yıllarda Sivil Haklar Hareketi’ne katılan Brando,
pek çok politik hareketin arkasında yer aldı. 70’lerle birlikte yeniden
oyunculuğa ağırlık veren aktör, unutulmaz karakterlere hayat verdi. 1971 yılında
“The Godfather” adlı gangster filmindeki Don Vito Corleone karakteriyle
efsaneleşen aktör, bu rolle birlikte ikinci Oscar’ına kavuştu.
Amerikan
yerlilerine karşı gösterilen dışlayıcı tavrı protesto etmek amacıyla
1973 yılındaki törene katılmayan Brando, yerli bir temsilci aracılığıyla
ödülün reddettiğini açıkladı.
1970 yılında kişisel olarak en favori filmi olarak gördüğü “Burn!”de
harikalar yaratan Brando, daha sonraki yıllarda “The Nightcomers” ve
“Last Tango in Paris” gibi başarılı filmlere imza attı. 1979 yılında
Francis Ford Coppola’nın savaş dramı “Apocalypse Now”da General Kurt’ü
canlandırdı.
Uzun bir süre sinemadan uzak kalan aktör, 90’lı yıllarda yeniden muhteşem
bir dönüş yaptı. “ The Freshman ”de Carmine Sabatini’yi oynayan aktör,
1995 yılında Johnny Depp ve Faye Dunaway ile birlikte “Don Juan DeMarco”
adlı filmde rol aldı. Ertesi yıl da “The Island of Dr. Moreau”da hasta
ruhlu bir bilim adamını canlandırdı.
Marlon Brando, 1994 yılında “Songs My Mother Taught Me” adlı
otobiyografisini yayımladı. 2000 yılı içerisinde Nobel ödüllü yazar
Gabriel Garcia Marquez’in aynı adlı romanından uyarlanan “Autumn of the
Patriarch” adlı filmde rol aldı. Filmin yönetmenliğini ünlü aktör Sean
Penn üstlendi.
EFSANENİN HOLLYWOOD'U TERK EDİŞİ
Sinemanın "Baba"sı Brando, 2 Temmuz 2004'de,
bir süredir tedavi gördüğü Los Angeles'taki bir hastanede hayata gözlerini
kapadı. Ölüm nedeni bir süre gizli tutulan aktörün menajeri Jay Cantor,
Marlon Brando'nun akciğer rahatsızlığı nedeniyle vefat ettiğini söyledi.
Sinema dünyası da Marlon Brando'nun ölümünden dolayı yas tutuyor. Francis
Ford Coppola, 'Sadece onun gidişinin beni üzdüğünü söyleyeceğim' dedi.
James Garner de 'Amerika, önde gelen film yıldızını kaybetti. O en iyisiydi
ve çok da iyi bir arkadaştı' diye konuştu. Sophia Loren, Brando için; 'Onun
gibi aktörler ölümsüz olmalı' ifadesini kullanırken, Terence Stamp de 'O
çok zor bulunan bir elmastı' şeklinde görüş bildirdi. Bernardo Bertolucci,
Brando'nun ölümsüz hale geldiğini belirtirken efsaneyle 'Rıhtımlar Üzerinde'
filminde rol alan Eva Marie Saint de 'Onunla birlikte oynadığım sahneler
benim için her zaman hazine değerinde. O en büyük aktörlerden biriydi' değerlendirmesini
yaptı.
BİLİNMEYEN
GERÇEKLER
Brando, son günlerinde de eski hizmetçisi Christina Ruiz'in
tehditleriyle bunaldı. Brando'nun 10 yaşındaki otistik çocuğu Timothy'ye
bakması için aralarında anlaşma olduğunu savunan Ruiz, ünlü aktöre
telefonlar açarak her ay kendisine 10 bin dolar ödemesine ilişkin anlaşma
yaptıklarını, anlaşmaya uymaması halinde 100 milyon dolar tazminat
istemiyle mahkemeye başvuracağını belirtiyordu. Ancak, Brando'nun beş parası
yoktu. Borç batağı içindeki aktör, ailesi ve arkadaşlarına geçen yıl ölüme
hazır olduğunu söylese de asla vazgeçmedi. Yaşadığı sağlık sorunlarına
rağmen "Big Bug Man" adlı çizgi filmde para kazanmak uğruna
seslendirme yapmaya karar verdi. Ancak, sinema efsanesinin ömrü bu projeyi gerçekleştirmeye
yetmedi.
Marlon Brando, ölmeden birkaç ay önce, öldükten sonra yakılarak
küllerinin adasının çevresine serpilmesini, cenazesinde ise yakın arkadaşı
aktör Jack Nicholson'ın kendisini anlatmasını vasiyet etmişti. Yaşama borç
batağı içinde veda eden Marlon Brando'nun haczedilmemesi için Oscar ödülünü
sakladığı ortaya çıktı. Marlon Brando, hayatının son günlerini tek odalı
bir bungalovda devlet yardımıyla geçirdi. Brando, servetini cinayet işleyen
oğlunu hapisten kurtarmak için harcadı.''Big Bug Man'' adlı filmde
seslendirme yaparak para kazanmaya karar veren 80 yaşındaki oyuncu, son günlerinde
de hizmetçisinin tehditleriyle bunalmıştı.
''Benim hayatımdaki en büyük sefalet, ünlü ve servet sahibi olmaktır.
Eğer Hollywood'daysam bunun sebebi parayı geri çevirecek ahlaki cesaretimin
olmaması''. Hollywood'un pırıltılı dünyasını sevmediğini bu sözlerle
ifade eden dev aktör Marlon Brando'nun, borç batağı içinde hayata veda ettiği
ortaya çıktı. Internetteki ''imdb'' sitesinin haberine göre, Marlon Brando
efsanesini kısa bir süre önce yayınlanan ''Brando in Twilight'' adlı kitabında
anlatan Patricia Ruiz, 80 yaşında yaşamını yitiren aktörle ilgili pek çok
gerçeği burada kaleme aldı. Kitaba göre, tek odalı bir bungalovda devlet
yardımıyla geçinen Brando, ''Rıhtımlar Üzerinde-On the Waterfront''
filmiyle kazandığı Oscar ödülünü haczedilmemesi için saklıyordu.
ÖDÜLLERİNDEN BAZILARI
1952: Cannes Film Festivali, en iyi aktör, Viva Zapata!
1952: British Film Academy Ödülü, en iyi yabancı aktör, Viva Zapata!
1953: British Film Academy Ödülü, en iyi yabancı aktör, Julius Caesar
1954: New York Film Critics Circle Ödülü, en iyi aktör, On the Waterfront
1954: Golden Globe, en iyi aktör, Drama, On the Waterfront
1954: British Film Academy Ödülü, en iyi yabancı aktör, On the Waterfront
1954: Oscar, en iyi erkek oyuncu, On the Waterfront
1954: Cannes Film Festivali, en iyi aktör, On the Waterfront
1955: Golden Globe, en iyi erkek oyuncu
1972: Oscar, en iyi aktör, The Godfather
1972: Golden Globe, en iyi erkek oyuncu
1973: Golden Globe, En iyi erkek oyuncu (Drama), The Godfather
1973: Golden Globe, En iyi erkek oyuncu
1973: National Society of Film Critics Ödülü, En iyi aktör, Last Tango in
Paris
1973: New York Film Critics Circle Ödülü, En iyi aktör, Last Tango in Paris
Filmleri
| 1996 | The Island of Dr. Moreau |
| 1995 | Don Juan DeMarco |
| 1992 | Christopher Columbus: The Discovery |
| 1990 | The Freshman |
| 1989 | A Dry White Season |
| 1980 | The Formula |
| 1979 | Apocalypse Now |
| 1978 | Superman |
| 1976 | The Missouri Breaks |
| 1972 | The Godfather |
| 1972 | Last Tango in Paris |
| 1971 | The Nightcomers |
| 1970 | Burn! |
| 1969 | The Night of the Following Day |
| 1968 | Candy |
| 1967 | Reflections in a Golden Eye |
| 1967 | A Countess From Hong Kong |
| 1966 | The Appaloosa |
| 1966 | The Chase |
| 1965 | Morituri |
| 1964 | Bedtime Story |
| 1963 | The Ugly American |
| 1962 | Mutiny on the Bounty |
| 1961 | One-Eyed Jacks |
| 1960 | The Fugitive Kind |
| 1958 | The Young Lions |
| 1957 | Sayonara |
| 1956 | Teahouse of the August Moon |
| 1955 | Guys and Dolls |
| 1954 | The Wild One |
| 1954 | On the Waterfront |
| 1954 | Desirée |
| 1953 | Julius Caesar |
| 1952 | Viva Zapata! |
| 1951 | A Streetcar Named Desire |
| 1950 | The Men |