Metin Kutusu: Hasbi Şahin
hasbisahin@sodev.org.tr 


hasbisahin@sodev.org.tr

Metin Kutusu: Ülkemizde genel seçim nihayet kavgasız-gürültüsüz bir şekilde tamamlandı. Sonuçlar kimilerine göre seçmenin mantıksızlığı, sivil muhtıra, laiklik-din çatışmasının sonucu, kimilerine göre ise mağduriyetlerinin karşılığı olarak yorumlandı. Aslında çıkan o kadar çok sonuç var ki;
 AKP iktidarda iken oy oranını yükselterek gerçekten büyük bir zaferle çıktı bu seçimlerden. Kullandıkları dil meydanları kendisine çekmeyi başardı. Mağduriyeti iyi oynadılar. “Sivri dilli” Bülent Arınç’ın “dindar cumhurbaşkanı” seçmenlerinin büyük çoğunluğu sağ ideolojilere sahip ülkemizde yankı bulmuş durumda. Aslında çok vahim bir tablo ortaya çıktı. Cumhurbaşkanın dindar sıfatından çok halkın bütün kesimlerini kucaklayabilen, kurumlar arasındaki dengeyi iyi koruyabilen niteliklere sahip olması gerekir. AKP bu durumu bir mağduriyet olarak kullandı ve birçok kesimden hak ettiğinden fazla oy topladı.
 Sandıklardan çıkan sonucu çok iyi okumak gerekir. Birçok kişi ve kuruma çok net mesajlar çıktı bu seçimlerde. Halkı korku içinde yönetmeye çalışmak, yönlendirmek, haklarını kısıtlamak bir tepki oyu olarak dönebiliyor. Toplumu kutuplaştırmaya çalışanlar, milliyetçilik dilini kullananlar sandıkta gömülmeye mahkûm oldular. Uçuk vaatlerde bulunanlar ise halktan büyük bir tokat yediler.
 Ülkemizde ilginçliklerde oldu bu seçimlerde. Meydanlarda elinde “ip” ile dolaşan bir siyasi parti lideri vardı bu seçimlerde ve bir kesimin oyunun üzerine propaganda yaparak meclise girdiler. Böyle bir zihniyet terör örgütü kadar tehlikelidir aslında. Parti çatısı altında bulunan gençlik kolları toplumsal alanlarda adeta mafya edasıyla dolaşıyorlar. Bildikleri tek şey şiddet. Çözüm üretmek, siyaset yapmak yerine sayı olarak çoğalıp karşısındakinin üzerine gitmek düşüncesindeler genellikle. İşte bu yapıyla halkın karşısına çıkıp oy istediler ve küçük bir oranda da olsa meclis çatısı altına girdiler. Bu dönemde ülkemiz için nasıl faydalı olacaklarını göreceğiz.
 Hükümette olduğu dönemde partisine yapılan hazine yardımını zimmetine geçirmekten hapis cezası almış ve yaşı nedeniyle bu cezasını evinde çeken bir siyasetçinin yeniden alanlara dönmesini gördük bu seçimlerde. Yaptığı yolsuzluklar nedeniyle ceza alan, nasıl olurda tekrar halkın huzuruna çıkabilme cesaretini gösterir. Ama yüce adalet bu duruma dur dedi. Susmadı; meydanlara çıktı, alanlarda halka seslendi. Kendi öğrencileri üzerinden propaganda yaptı. Sadece AKP’ye yüklenerek oy toplamaya çalıştı. Boynuz kulağı geçmişti çoktan. Bu son çırpınışlara halk inanmadı ve kendi deyimiyle seslendi ona. “ Hadi oradan sende !!!”
 Uçuk seçim vaatlerinde bulunanlarda sandıklara gömüldü bu seçimlerde. Halkın artık boş sözlere inanmadığını kabul etmediler bir türlü. Kendilerinin bile inanamayacağı söylemler kullandılar. Haklarındaki yolsuzluk, dolandırıcılık davalarına bakmadan halkın karşısına çıktılar. Seçmen artık daha genç, daha bilinçli ve daha eğitimli. Yani sizin boş vaatlerinizin ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Onun için sizi de gömdüler sanığa bu seçimlerde.
  Korkular üzerinden siyaset yapan, ülkenin geleceğinin karanlığa gittiğini söyleyerek seçmenin karşısına çıkanlarda gerekli cevabı aldı seçimlerde. Proje üretmek, yeni söylemler kullanmak yerine iktidarın yaptıklarını eleştirerek geçirdiler bu süreci. Sadece itiraz ettiler. Çözüm

Metin Kutusu: üretmediler. Kaos çıkar diye korku yarattılar, kurumları baskı altına aldılar. Ordunun siyaset üzerindeki etkisine destek verdiler. Peki sonuç ne oldu? Seçmende onların sandığa gömülmesine destek oldu.  Buradan ders alınması gerekir. Artık dilin ve söylemlerin değişmesi gerekir. 
Önümüzdeki süreci izlemek değerlendirmek gerekir diye düşünürken seçim sonuçlarının belirlenmeye başlamasından kısa bir süre sonra CHP Genel Merkezi karşısına “aslan sosyal demokrat” Mustafa Sarıgül’ün posterleri asıldı. Seçim fırsatçıları işbaşındaydı. Bir gün sonra Sarıgül ve yakın çalışma arkadaşları ile solun sıkıştığı dönemde adı ortaya atılan Hikmet abi; solu ve CHP’yi kurtarmak için öne çıktılar. Acaba kendilerine inanan ve bu işi başaracaklarını düşünen bir kesim var mıdır? Kim bilir…
 CHP artık politikalarını ve açılımlarını yeniden gözden geçirmelidir. Hatalardan ders alması, yeni adımlar atması gerekir. Son birkaç yıldır açılımda bulunduğu milliyetçilik alanının yeri olmadığını, ülkenin gerçek sol kimlikli bir partiye ihtiyacı olduğunu kabul etmelidir. Solun her kesimini kapsayan bir çalışmayı başlatmak zorundadır. Bunları yaparken ise şuanda var olan zihniyetin de değişmesi gerekir. Çünkü sol parti program ve proje partisidir. Çözüm üretmek ve iktidar hedefi için vardır.
  Görünen o ki Baykal başbakanlık koltuğuna oturmadan siyaseti bırakmayacak. Benim bir önerim var; 23 Nisan bayramlarında başbakan koltuğunu birkaç dakikalığına çocuklara bırakıyor. Tayip Erdoğan bu dönemde bir günlüğüne Baykal’a bıraksın koltuğunu ve Baykal hevesini alsın.
 Halkın sol ümitlerinin tükendiği, ideolojilerin bitti denmeye başladığı bu dönemde Baykal ve ekibi temsil ettikleri hizipçi zihniyetle birlikte solun ve CHP’nin önünü açmalıdır. Ama bu durumu seçim fırsatçılarına kullandırmamak gerekir. Ne de olsa hemen çalışmaya başladır.
 Seçim sonuçları tek partili iktidar isteyen birçok kesimi sevindirdi. Borsa büyük bir çıkışa geçti. Umarız yabancı sıcak para kısa zamanda ülkemizi terk etmez ve borsamız yerlerde sürünmez.
 Yukarıda bahsettiğimiz gibi sandıktan çıkan sonucu iyi okumak gerekir. Herkes gerekli dersi almalıdır. Meclise demokratik çözümler için gelen temsilciler demokrasiden sapmadan ülkemiz için doğru olanları yapmalıdır. Bu seçimde üzüldüğüm bir konu oldu. Meclise girmesi birçok kesim tarafından istenen ve bağımsız aday olarak seçimlere katılan sol aday Prof. Baskın Oran’ın seçilememesine gerçekten üzüldüm. Seçimlerden hemen bir gün önce aynı bölgeden bağımsız aday çıkaran özgürlük ve demokrasi savunucuları bu durumun sebebidir.  Ufuk Uras’ın girmesi ise bizi biraz olsun mutlu etti.
 Yeni adımların atılmasının zorunluluk haline geldiği bu dönem ülkemiz için hayırlı olsun. Umuyoruz ki; barış dolu, demokrasinin demokratikleştirildiği, savaşsız ve küresel ısınmanın yok etmediği huzurlu bir ülke oluruz
 “Savaş yıkımdır, barış yaşamdır”