| ANA SAYFA | AVRUPA BİRLİĞİ | AYRIMCILIK | ÇEVRE | GENÇLİK | HAYVAN DOSTLARIMIZ | KADIN | ÇALIŞMA YAŞAMI | LAİKLİK | MERAK EDİLENLER |
Agarta bugarta derken Ergenekon soruşturması bu bunaltıcı yaz günlerinde
yabancı diplomatların kokteyl eğlencesi oldu. Ankara’da çalışan bir yabancı
gazeteci ise önceki gün, “Gözden kaçmış bir Nazi varsa bu bir fırsattır, onu
da iddianameye koymalı” diye dalgasını geçerken genel havayı yansıtıyordu.
Tabii ki, “İddianamenin ayrıntıları henüz ortaya çıkmadı. Mahkemeyi
bekleyin” diyerek Türk hukuk sisteminin saygınlığı adına bir çabada
bulunduk. Ancak hukuk düzenimizi küçümseyen bu müstehzi yaklaşımı dağıtmak
açısından çok etkili olduğumuz söylenemez.
Hrant Dink’in katillerinin mahkemede istedikleri gibi dalga geçebildikleri,
ana muhalefet partisi genel başkanının ise kapatma davasında övdüğü, fakat
Ergenekon davasında yerdiği - savcılık kurumunu alaya aldığı bu “hukuk
ortamında” ikna edici olmamız da zaten mümkün değil.
İngiltere’deki tartışma
Ortaya şimdi atılan “gizli tanık” söylentilerinin bu ortamda yeni
kuşkulara yol açması da kaçınılmaz görünüyor. Ergenekon davası bu tanıklar
üzerine kurulacaksa, o zaman Türkiye’yi yakından izleyen Batılıların hukuk
sistemimize olan inançlarının daha da azalacağı kesin.
Dün gazetemizde yer alan kısa araştırmada “gizli tanık” kurumunun Batı’daki
uygulamalarından bazı örnekler verildi. Ancak konunun şu anda İngiltere’yi
kasıp kavuran bir tartışmanın odağında olmasına değinilmedi.
İngiliz Lordlar Kamarası, 19 Haziran’da “gizli tanık” kurumunun
adaletsizliğe yol açabileceğine karar verdi. Bu kararını, “Her suçlanan
kişinin kendisini suçlayan kişiyle yüz yüze gelme hakkı vardır” ilkesine
dayandırdı.
Cinayet davasına durdurma
Başka bir deyişle Lordlar, “Can güvenliği gerekçesiyle bir tanığa
gizli kalma hakkı tanımak suretiyle, suçlanan kişinin temel hakları ihlal
edilemez” dediler. Tanığın can güvenliğinin ise, her vatandaş için olduğu
gibi, devletin sorumluluğunda olduğunu belirttiler.
Lordlar Kamarası’nın bu kararından sonra İngiliz polisi isterse gizli
tanıklardan hâlâ yararlanabilir. Ama Lordların kararından sonra bu kurumun
mahkeme önündeki geçerliliği tartışmalı hale geldi. Nitekim karar savunma
avukatları tarafından hemen kullanılmaya başlandı. Karardan bir hafta sonra
bir cinayet davası bu nedenle durduruldu.
İngiliz polisi, haliyle, Lordların bu kararı karşısında duyduğu kızgınlığı
gizlemiyor. Karar sokak düzeyinde de büyük tartışmalara yol açmış bulunuyor.
Basite indirgenen tartışmanın odağında da “Lordların sayesinde katiller
kurtulacak, masum insanlar mağdur olacak” düşüncesi yatıyor.
Suçlanan kişinin de hakları var
Buna karşın Lordların kararını savunan hukukçular, “Suçlanan kişinin
de hakları var” ilkesinin hukukun üstünlüğüne inanılan hiçbir ülkede göz
ardı edilemeyeceğini ısrarla belirtiyorlar.
“Magna Carta Libertatum’un - yani “Büyük Özgürlükler Sözleşmesi”nin doğum
yeri olan İngiltere gibi gelişmiş bir hukuk sistemi olan kalkınmış bir
ülkede bile, “gizli tanıklar adaleti saptırabilir” diye tartışılıyorsa,
hukuk sistemi darmadağın olan ve her istenen yere çekilebilen Türkiye’de bu
işin nasıl yürüyeceğini gerçekten merak ediyoruz.
Hele hele Ergenekon gibi çok ciddi suçlamaların ortaya atıldığı bir davada,
kamu vicdanının, şayet gerçekten gidilirse, bu yoldan nasıl tartışmasız
olarak tatmin edileceğini de sormadan geçemiyoruz.