Ergenekon konusunda yaratılan beklenti
Fikret Bila
17.07.2008 Milliyet
Yazılanlara bakılırsa Ergenekon soruşturmasının çözmediği olay yok
gibi... Soruşturmayı yürüten savcılar, polisler ve istihbaratçılarla
görüştüklerini belirterek, haber veren meslektaşlarımıza göre Danıştay
cinayeti, PKK, DHKP-C, Hizbullah ve İBDA-C eylemleriyle Ergenekon arasında
bağlantı kesin...
Bu örgütte yok yok...
Solcusu, sağcısı, milliyetçisi, dincisi, dinsizi birbirinden habersiz
birimler biçiminde Ergenekon için çalışıyorlar...
Yine kesin ifadelerle yazılanlara bakarsak:
Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Sabancı suikastları da
Ergenekon iddianamesinde çözülmüş durumda. O kadar ki, Fehriye Erdal’ın yine
Ergenekon tarafından Sabancıların yanına “çaycı” olarak sokulduğu da
kesin...
Haberler, “kesinleşti”, “anlaşıldı”, “ortaya çıktı”, “belgelere ulaşıldı”
gibi ifadelerle bitiyor.
Doğrudan soruşturmayı yürüten savcılar, polisler ve istihbaratçılar kaynak
gösteriliyor.
Soruşturmayı yürütenlerle görüştüklerini belirten meslektaşlarımıza göre,
son 15-20 yılda gerçekleşen bütün faili meçhul cinayetler ve eylemler, çorap
söküğü gibi ortaya çıkarıldı. İddianamede Öcalan ve PKK ile Ergenekon
arasındaki bağlantı da açığa çıkarıldı.
PKK’yı, İBDA-C’yi, DHKP-C’yi, Hizbullah’ı da Ergenekon’un “kolları” gibi
gösteren haber ve yorumlar birbirini kovalıyor.
Yeni dalgalar da yine aynı kalemler tarafından haber veriliyor. Bu kalemlere
göre:
Yedinci, sekizinci hatta dokuzuncu gözaltı dalgaları yolda...
Bu dalgalar, bazı yargı, üniversite, TSK ve emniyet mensuplarını vuracak...
Eğer doğruysa...
Yazılıp çizilenler bu kadar iddialı...
Ancak bazı ifadeler “ya değilse” olasılığını da satır aralarına sıkıştırmış.
Bazı kalemler kendilerine göre bir “önlem” almışlar. Örneğin şöyle ifadeler
var:
“İddianamede birçok faili meçhul cinayete ilişkin belgelerin ele
geçirildiği, ancak şüpheliler hakkında yeterli delil elde edilemediği
kaydedildi.”
Burada kafa karışıyor...
Sayılıp dökülen faili meçhuller aydınlatıldı mı, aydınlatılmadı mı?
Ergenekon iddianamesi Uğur Mumcu’dan başlayıp Danıştay saldırısına kadar
suikastları çözdü mü, çözmedi mi?
Bir taraftan kesin ifadelerle haberler verip araya “yeterli kanıt
bulunamadı” sıkıştırmaları yapılınca, iş biraz karışıyor...
Tabii bir başka soru da şu, her fırsatta hazırlık soruşturmasının
gizliliğine saygı gösterilmesi konusunda basını eleştiren, savcılar,
polisler, istihbaratçılar, bazı gazetecilerle nasıl görüşüyorlar? Hem
gizlilik uyarısı yapıp hem gazetecilerle görüşmek nasıl oluyor? Hem de
gelecek gözaltı dalgalarını aktararak...
Herkes memnun olur
Eğer Ergenekon soruşturması 15-20 yıldır aydınlatılamayan suikastları
aydınlatıyorsa, faillerini bulup yargı karşısına çıkarıyorsa, Türkiye’de
herkes bundan memnun olur. İktidarıyla, muhalefetiyle, basınıyla,
yargısıyla, üniversitesiyle...
CHP lideri Baykal da bunu söyledi. Eğer bunlar aydınlatılacaksa, “helal
olsun” der, “saygı gösteririz” dedi...
Kuşkusuz, Ergenekon soruşturması ve davası bunları açığa çıkaracaksa, böyle
bir sonucu alkışlamak, şapka çıkarmak gerekir.
Doğru değilse...
Ergenekon konusunda yaratılan beklenti bu kadar yüksek. İddianameye atıfla
yapılan haber ve yorumlar, geleceğe yönelik verilen haberler, “her şey
çözülüyor” havası yarattı.
Ancak, Ergenekon iddianamesi hakkında basına bilgi veren İstanbul Cumhuriyet
Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, “bugüne kadar basında yazılıp çizilenlerin
gerçeği yansıtmadığını” söyledi.
Engin’in açıklama yaptığı tarihe kadar yazılanlar gibi bu tarihten sonra
yazılanlar da gerçeği yansıtmıyorsa, en azından çok abartılıysa, o zaman ne
olacak?
Yazılanlar yanlışsa savcılığın kamuoyunu aydınlatması gerekir. Sonradan
“Basın senaryo yazdı, uydurdu, gerçeği yansıtmıyor” biçiminde yapılan
açıklamalar hem yargı hem de basın konusundaki zedelenmeyi onarmaya
yetmiyor.