Rektörlük seçimleri ve Gül’ün demokrasi
sınavı
Aydın Ayaydın
25.07.2008 Vatan
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kars’ta gazetecilerin rektör atamaları ile ilgili
sorularına cevaben “yasalar bu konuda ne diyorsa o olur” değerlendirmesinde
bulundu. Bunun ne anlama geldiğini okurlarımla paylaşmak istiyorum.
Cumhurbaşkanı Gül demek istiyor ki yürürlükteki mevzuata göre, üniversiteler
seçimle 6 aday belirleyecek. YÖK bu adayların üçünü eleyecek, üçünü
Cumhurbaşkanı’na sunacak.
Cumhurbaşkanı da kendisine sunulan üç adaydan herhangi birini rektör olarak
atayacak. Zaten yapılan da bu olduğuna göre, herkesin Cumhurbaşkanı olan
Abdullah Gül, kendisinin arzu ettiği tipteki bazı adayları kemiksiz olarak
kendisine sunan YÖK’ün listesinden cımbızla seçip atayacaktır. Cumhurbaşkanı
Gül, bana kalırsa atamada hiç zorlanmayacak, çünkü arzu ettiği adaylar
kendisinin atadığı YÖK Başkanı ve YÖK üyeleri tarafından zaten liste başına
konulmuştur. Dolayısıyla çoğunlukla liste başında olan adayları rektör atayacak
ve ben kriter olarak liste başlarını atadım diyerek işin içinden sıyrılmaya
çalışacak.
Yasa ve teamül ne diyor?
Yasa öyle dediği için, en yakın rakibini ikiye katlayıp liste başına yerleşen
rektör adayı Cumhurbaşkanı’na sunulmayacak, buna karşın tek oy veya iki oy alan
adaylar Cumhurbaşkanı’na sunulan listede yer alacak. Bu mudur demokrasi
anlayışı? YÖK, birinci olan adayı ikinci veya üçüncü sıraya kaydırabilir, buna
mukabil ikinci sıradakini ilk sıraya yerleştirebilir. Kanunun ruhu bunu
kastediyor. Yoksa kanun, en çok oyu alan adayı hiç listeye koymayacaksınız
demiyor. Kendi kendimizi kandırmayalım. Her açıklaması ile gündemde kalmayı
başaran YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve arkadaşları, hepimizin Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’ün zorlanmaması için, arzusu doğrultusunda dikensiz gül bahçesi bir
liste sunmuş olacak ki Cumhurbaşkanı Gül mutlu ve bahtiyar bir açıklama ile,
yasalar ne diyorsa o olur diyor.
Eşitliği görmeyen zihniyet
Eş durumundan değil, her profesör gibi yasal haklarını kullanarak aday oldukları
rektörlük seçimlerinde meslektaşlarından en yüksek oyu alarak YÖK’e bildirilen
listede ilk sıraya konan, Uludağ Üniversitesi rektör adayı Prof. Dr. Merih
Yurtkuran ile Dicle Üniversitesi rektör adayı Prof. Dr. Naime Can Oruç’un,
eşleri daha önce rektörlük yaptıkları için Cumhurbaşkanı’na gönderilen listede
yer almamış olmalarını dile getirdiğim dünkü yazım üzerine ağırlıklı olarak
kadın okurlarımdan çokça mail aldım. Bayan okurlarım YÖK’ün bayan adaylara bakış
açısının çok acı olduğunu ve kadın-erkek ayrımcılığı yaptığını dile getiriyor.
Okurlarımdan gelen en büyük tepki YÖK’ün kadın-erkek ayırımına yönelik.
AKP’ye kapatma davası açılması sürecinin hızlanmasında YÖK Başkanlığı’na atanan
Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın uygulamaların da payı olduğu, açılan davada Gül’e
bile siyaset yasağının istenmiş olması Cumhurbaşkanı Gül’ün YÖK’ten gelen ayranı
bile üfleyerek içmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Gül, bu nedenle YÖK’ten gelen
listeleri gözden geçirip, gerekirse Cumhurbaşkanı iken Turgut Özal ve Süleyman
Demirel’in yaptığı gibi listeleri YÖK’e geri gönderip, seçimlerde liste başı
olan adayların isimlerinin de kendisine sunulan listede yer almasını
isteyebilir. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Gül, önemli bir demokrasi sınavı verecek.
Cumhurbaşkanı Gül’ün rektör seçimi sınavı
Aydın Ayaydın
24.07.2008 Vatan
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Genel Kurulu tarafından kendisine sunulan rektör
adayları arasında seçim yaparken demokrasi sınavı verecek. Gül, Cumhurbaşkanı
seçilir seçilmez yaptığı konuşmada, herkese eşit mesafede olacağını söylemişti.
Ancak YÖK Başkanlığı’na uzlaşmacı bir isim yerine, toplumun tüm kesimlerinin
tepkisini çeken ve hükümeti zora sokan uygulamalara imza atan Prof. Dr. Yusuf
Ziya Özcan’ı atayınca zor durumda kalmıştı.
Bir an için herkes hata yapabilir, Cumhurbaşkanı Gül de Özcan’ı YÖK
Başkanlığı’na atamakla bir hata yaptı diye düşünelim. Şimdi Cumhurbaşkanı Gül’ün
önünde rektör ataması gibi önemli bir sınav var.
YÖK Genel Kurulu kendi üniversitelerinde büyük oy farkı ile ilk sıraya giren
rektör adaylarını Cumhurbaşkanı’na gönderilen listede sıralamaya bile koymadı.
1992 veya 1993 yılında da benzer bir durum yaşanmıştı. Kocaeli Üniversitesi
Rektörü kendi üniversitesinde ilk sırada seçilmesine rağmen, YÖK Genel Kurulu,
adını Cumhurbaşkanı’na sunulan üç isim arasına koymayınca dönemin Cumhurbaşkanı
Turgut Özal o listeyi YÖK Genel Kurulu’na aynen iade etmiş ve ilk sırada seçilen
rektör adayının isminin de listeye ilavesini sağladıktan sonra onu rektörlüğe
yeniden atamıştı. Cumhurbaşkanı Gül böyle demokratik bir uygulama yapar mı
bilemem. Kendi üniversitelerinde ilk sırayı alan iki kadın adayın isimleri de
Cumhurbaşkanı’na sunulan listede yokmuş. Gerekçesi, eşlerinin daha önce rektör
olması imiş. Bu ne biçim mantık.
Uludağ Üniversitesi’nde en çok oyu alan Prof. Dr. Merih Yurtkuran ile Dicle
Üniversitesi’nden en çok oyu alarak ilk sırada seçilen Prof. Dr. Naime Oruç eş
durumuından değil, o üniversitede profesör oldukları için aday olup ilk sıraya
seçilmişlerdir. Kadın aday oldukları için mi listede yoklar. Bu ayrımcılık
karşısında kadın örgütlerinden ses çıkmaması daha da şaşırtıcı.