SODEV'in de bir stand ile katıldığı Barış Panayırı Kadıköy İskele Meydanı'nda düzenlendi. SODEV'li gençler standımızı ziyaret edenlerle sohbet edip SODEV broşürleri verdiler. Aşağıda Barış Panayırı ile ilgili haberi bulacaksınız.

İstanbul Barış Panayırı

Küresel BAK tarafından 9-10-11 Mart tarihlerinde Kadıköy Meydanında kurulan Barış Panayırı sona erdi. Panayır boyunca yapılan etkinliklerde, 17 Mart'ta yine Kadıköy meydanında düzenlenen Irak'ta Savaşa ve İşgale Son, Hepimiz Iraklıyız mitingine çağrı yapıldı.

17 Mart'ta tüm dünyanın savaş karşıtları, Irak'ın işgalinin yıldönümü dolayısıyla sokaklarda ve alanlarda olacak. Bu çadır çok renkliydi:
Üç günde binlerce savaş karşıtı bu panayır çadırında kucaklaştı.
Nesrin Topkapı, Mehmet Ali Alabora, Zeynep Casalini, Karagöz, Hacivat, Kadıköylü sokak çalgıcısı Çingeneler, Murat Belge, Taner Öngür, Ömer Madra, Ümit Şahin, Nadire Mater, Ragıp Duran, palyaçolar, sanat toplulukları, insan hakları savunucuları, savaşa karşı çocuklar, birbiri ardınca aynı sahneye çıkıp savaşa, işgale karşı sözlerini söylediler.

Kadiköy Meydanı "Barış" sesleriyle çınladı
Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK) Irak işgalinin 4. yılında, Bağdat ile İstanbul arasında bir barış köprüsü kurdu.
4 Yıldır süren Irak işgalinin yıl dönümünde bütün dünya sokaklara çıkmaya hazırlanırken, İstanbul bu barış korosuna farklı ve çok renkli bir etkinlikle katıldı.
Kadıköy meydanında kurulan rengârenk çadır, tahtabacakları , palyaçoları, jonglörleri, Karagöz oyunlarıyla bütün meydanı tam bir panayır havasına soktu.

İçerde sergilenen "İşgal altındaki kent İstanbul olsaydı?" konulu fotoğraf sergisi ise büyük ilgi gördü. İstanbul'un simge yapılarının, tarihi eserlerinin bombardıman sonrası hallerini gösteren fotoğraflar, savaşın korkunç yüzüyle bir kez daha yüzleştirdi izleyenleri. Çadırın tam Haydarpaşa garına bakan yüzünde, 10 metrekare büyüklüğünde bir Haydarpaşa fotoğrafı asılıydı. Ancak gerçek görüntü ile fotoğraf arasında, ürkütücü bir fark vardı: Tepesinden geçen uçaklar birbiri ardına bombalar yağdırıyor, hayalet bir binaya dönen Haydarpaşa garı yavaş yavaş denize gömülüyordu.

Savaşa dair çok şey vardı kuşkusuz çadırda. Ama hepsi, BARIŞIN sesini daha yüksek çıkartabilmek içindi. Ve Kadiköy Meydanı 3 gün boyunca "barış" sesleri ile çınladı.


Çeşitli sivil toplum örgütlerinin ve bireysel katılımcıların desteğiyle 3 gün boyunca çok sayıda etkinlik, söyleşi, konser, tiyatro, atölye çalışması düzenlendi.

9 Mart cuma günü Zeynep Casalini "Barış istiyoruz"diyerek 300 m2 lik gökkuşağı renkli Panayır çadırının kapısını açtı.
 
Aynı gün Grup Göçebe, Grup Marsis konser verdi, Tiyatro Simurg ve Yota tiyatro çalışmalarını sergiledi.

Murat Belge "Irak işgaline neden karşıyız?" sorusunu bir söyleşiyle yanıtladı.
 
10 Mart cumartesi günü Barışa Pedallar döndü, Barış Vosvosçuları Haydarpaşa garından Panayır alanına doğru hareket ettiler.

"Hepimiz Iraklıyız" diyen barış gönüllüleri, barış bayrakları ile donattıkları bir motorla Haydarpaşa Garına geçerek basın açıklaması yaptılar.

Haydarpaşa'da başlayan rayların öteki ucunun Bağdat'ta olduğunu yeniden hatırlattılar.

Savaşa ve işgale olan tepkilerini dile getirdiler ve "işgali unutmayalım" dediler.

Daha sonra yeniden Barış Panayırı'na dönüldü ve Semaver Kumpanya'nın
ritim atölyesi ile birlikte savaşa karşı ses çıkardılar.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'ndan sanatçı Mehmet Ali Alabora açılış konuşması ile panayırı resmen başlattı.

Daha sonra Barış Akarsu, Grup Dyonisos, Taner Öngür-Çağatay Kadı konserleri, Değişim Atölyesi Oyuncuları'nın "Katil" isimli sokak tiyatrosu düzenlendi.

İkinci günün söyleşisi, Nadire Mater, Ragıp Duran ve Burçun İmir'in katılıdığı "Savaş ve medyanın dili" idi. Söyleşide, milliyetçiliğin ırkçılık olduğu, milliyetçi dilin savaş yangınını körüklediği anlatıldı.

11 Mart günü ise yine panayır çadırında ve sokakta çeşitli etkinliklerle geçti. "Hepimiz Iraklıyız" tiyatro oyunu, Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın "Demokrasi ve insan hakları "Rengârenk" oyunları, Taksav "Çocuk Atölyeleri", Hangar Sanat Gurubu'nun ritim atölyesi, Karagöz Hacivat'ın "İşgal'in getirdikleri" temalı gösterisi günün etkinlikleriydi.
 
Ancak güne damgasını vuran Nesrin Topkapı oldu. Topkapı, İçindeki çocuğun sesi ile İstanbul'dan Bağdata bir gönül köprüsü kurduğu, sözlerini kendi yazdığı şarkıyı seslendirdi ve dans etti.

"Üsküdar a gider iken
Bir kardeş buldum
Mendilimin içine sevgi doldurdum
Bağdat İstanbul arası bir köprü kurdum
Tüm barış meydanlarında senle bir oldum
Hepimiz kardeşiz diye türkü tutturdum
On yüz milyon bin bir renkte balonlar uçurdum
Duysun tanrım, senin için bir dilek tuttum
Minik ellerim, koca yüreğimle ben elini tuttum
Ben elini tuttum''

Dakikalarca alkışlanan Nesrin Topkapı, yeniden sahneye geldi ve bir şarkı daha okudu. Şarkısında ben buradayım ama yüreğim, gönlüm, seninle Bağdatlı dedi.

Gün Zeynep Casalini'nin barış şarkıları ile sona erdi. Rengârenk barış bayrakları eşliğinde dünyanın çeşitli dillerinden barış ve mücadele şarkıları okuyan Casalini, "İki büyük dertle başımız belada" dedi. "Birincisi savaş, ikincisi küresel ısınma. Lütfen çocuklarımızın yaşamına sahip çıkalım. 17 Mart'ta tüm danya ile aynı anda Irak'taki savaşa ve işgale karşı çıkmak için Kadıköy'de olalım."

Panayırın bir başka ilginç etkinliği ise, "BUSH'u yargılayalım, sonra ne yapalım?" anketiydi.

Anketlerin toplandığı oy sandığından çıkan sonuçlar, gelecek panayırın etkinliklerine de esin verecek renklilikte:
İşte BUSH'a verilecek ceza önerilerinden birkaçı:
·  Irak'ta TIR şoförü yapalım.
·  Genetiği ile oynayıp insan yapalım.
·  Sürekli hamburger ve kola ile besleyelim.
·  Türkiye'de asgari ücretle çalışmak zorunda bırakalım.
·  Guantanoma'ya koyalım.
·  Chavez'e teslim edelim.
·  Savaşta bir Iraklı olarak yaşasın, ölsün; öldükçe yeniden bir Iraklı'nın bedeninde dünyaya gelsin. Aynı şeyi sürekli yaşasın, Irak halkının acıları ve kayıplarına empati kurana dek.

Barış panayırı, başladığı günkü coşkuyla biterken, çadırı ziyaret eden herkesin dilinde ortak bir melodi vardı:
"Bağdat İstanbul arası bir köprü kurdum
Tüm barış meydanlarında senle bir oldum
Hepimiz kardeşiz diye türkü tutturdum
On yüz milyon bin bir renkte balonlar uçurdum"