Barışa bir şans verin!

Elif Görgü
28.11.2007 Evrensel

BAK’ın düzenlediği etkinlikte bir araya gelen aydınlar, barışı anlatırken; Kürt sorununa çözümü istediler

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’nun (BAK) düzenlediği “barışa bir şans verin” toplantısında konuşan 19 aydın Kürt sorunu konusundaki gelişmeleri değerlendirdi ve çözüm önerilerini dile getirdiler.

Taksim Square Otel’de önceki akşam yapılan toplantıda, konuya farklı bakış açılarından yaklaşan aydınlar, DTP’ye yönelik baskıların son bulması, Kürt sorununun Kandil, Kuzey Irak ve ABD ekseni arasına sıkıştırılmaması ve silahların bir an önce susmasını istediler. Esas çözümün Anayasa’da yapılacak değişiklikle başlayacağının altının çizildiği konuşmalarda, gizli, halka açıklanmayan, birlikte tartışılmayan “plan”ların çözüm noktasında bir anlam ifade etmediğine vurgu yapıldı.

Aydınlar kısaca şu görüşleri dile getirdiler:
Çocuklar neden ölüyor?
Murat Çelikkan (Gazeteci): Barış için, diyalog için umut olarak gördüğümüz DTP vekilleri bir günlük ziyarette gördüğümüz kadarıyla Meclis’e tecrit altındalar. Barıştan, silahların susmasından söz etmek neredeyse vatan hainliği ile eşit muamele görünecek. Bu çocuklar niye ölüyor sorusunu sormamız istenmiyor. Kürt sorununun siyasi çözümü, barışçıl ve demokratik bir ortamın oluşması için Türkiye’deki barışseverlerin seslerin yükseltmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Ben kendi adıma bu talebi Türklere yöneltmek zorunda olduğumu hissediyorum.
Antepli Kazım usta
Ahmet Ümit (Yazar): Gaziantepliyim. Orada Türkler, Kürtler yıllarca beraber yaşadılar. Orada kuyumcu Kazım usta var. Türkmen ama en büyük zevki Kürtçe bilmemesine rağmen muhteşem Kürtçe uzun havalar okumasıydı. Kazım amcanın yeğeni 2 yıl önce şehit düştü. Ben gittiğimde rica ettim Kürtçe okur musun diye, artık söylemeyeceğim dedi, yeğenimi vurdular. Ama iki ay önce yine gittim yeğenim evleniyordu. Kazım usta bu sefer söyledi Kürtçe türkü. Gerçekten umutsuz bir durum var. Ama ben Kazım amcaya o türküyü söyleten hisse hâlâ güveniyorum.
Van’dan karanlık geldim
Berat Günçıkan (Gazeteci): Üç saat önce Van’dan geldim ve çok karanlık geldim. Bölgenin bütün insanları hep birilerine kendilerini anlatma derdinde ve hep savunma halindelerdi. Memleketi bölmek istemediklerini anlatıyorlardı. Bu bana çok utanç verdi. Çünkü asıl barışın dilini kurması gerekenler Batı’da olanlar olduğunu düşünüyorum. Umarım bu açığı kapatırız, daha yoğun bir barış dili kurarız.
Silahtan uzak duralım
Mehmet Ali Alabora (Oyuncu): Ben elinde silah olanlardan bir şey beklemiyorum. Benim ricam kendini sivil, silahsız, silaha uzak hissedenlerden; lütfen elinde silah olanlardan uzak durun. Böylece hangi taraftan olursa olsun silahla var olmayı kimin istediği çok daha net ortaya çıkar.
Güneydoğu’daki öğretmenimiz ne der?
Yıldız Ramazonoğlu (Yazar): Biz yıllardan beri birbirimizin hakikatine eğilmeyi unuttuk. Bölgenin ortak değerlerine, bir arada yaşam tecrübesine eğilmemiz gerekiyor. Bunu yaptığımız zaman ABD ne der değil Güneydoğu’daki öğretmenimiz, tarlada çalışan arkadaşımız ne der diye düşünebiliriz.
Kürt sorununun üzerine yatıldı
Erdoğan Aydın (Yazar): Hükümetin üzerine düşen hiçbir sorumluluğu yerine getirmediği, ABD’nin sıkıştırması bir yana AKP Hükümeti’nin barış diye, Kürt sorununu çözmek diye bir niyeti olmadığı gerçeğini saptamak zorundayız. 1999-2004 süresince tek bir silah patlamamışken adeta Kürt sorununun üzerine yatıldı. Bu kötümser tablo aynı zamanda bu işin artık egemenler tarafından, artık sistem tarafından gidemeyeceği noktaya gelip dayanmıştır.
Barışın dili
Leyla İpekçi (Yazar): Barıştan yana olmak bir siyaset değildir bir vicdani durumdur. Savaşın profesyonelleri var çok fazlalar. Barışın dili konuşulurken savaştan nemalananlara karşı profesyonelce değil gönülden bir birliktelik oluşturulmalı. Biz siyaset değil vicdanen istiyoruz, insan olduğumuz için istiyoruz. Hiçbir devletin hesabı kitabı ve pazarlıkları üzerinden değil, bunun ötesinden barışı istiyoruz.
Çıkış yolu aramalıyız
Orhan Alkaya (Yönetmen): Yüz yıllık bu denklemin aktörlerini yadsımak mümkün değil. Aktörler bellidir İttihat ve Terakki’dir, yadsımacı politikalardır, MHP’dir, AKP’dir... Birbirimizi heyecanlandırmak beni de sevindiriyor ama bir çözüm arayacaksak çıkışın yolunu aramalıyız. Çıkışın yolu da birbirinin aynı olup birbirlerinin zıddı gibi görünen önermeler yekününden ve bu riyalar ikliminden kurtulmanın yolunu aramalıyız.
Şanslıyım ama mutlu değilim
Zeynep Tanbay (Sanatçı): Ben kendimi şanslı ama mutsuz bir yurttaş olarak görüyorum. Benim 12 yaşındaki oğlum 13 kurşunla öldürülmedi, kocam faili meçhul kurbanı değil, aile fertlerim dağa çıkmak mecburiyetinde kalmadı, aç değilim, işkence görmedim, oğluma istediğim ismi verebiliyorum. Onun için çok şanslıyım ama mutsuzum. Bunlara maruz kalan koca bir yurttaş kitlesi olduğuna tanıklık ettiğim için çok mutsuzum. Artık herkesin aynı şartlara, olanaklara sahip olduğu bir memlekette, insanların ötekileştirilmediği gibi tek tipleştirilmediği bir memlekette yaşamak istiyorum.
Kürtler bu çözümü kabul eder mi?
Seydi Fırat (Yazar): Kendi içinde çözüme ulaşmayan sorunun sonu barış olabilir mi? Diyorlar yeni bir çözüm projesi var, gerçekten biz Kürtler anlamıyoruz, biri bize anlatsın. Başbakan bir şeyler söylüyor ama ortada hiçbir şey yok. DTP’nin eli kolu bağlanıyor. Irak’ta KDP ve YNK’ye dayanarak bir tasfiye gerçekleştiriyor ve bunu çözüm diye sunuyorlar. Çözüm böyle mi olur? Kürtler böyle bir projeyi kabul eder mi? Çözümü bu toprakların iç dinamiklerinde arayarak, sosyal barışı sosyal adaletten ayırmayarak barışa ulaşabiliriz.
Toplantıda ayrıca gazeteciler Oral Çalışlar, Yasemin Çongar ve Hasan Cemal, son günlerdeki gelişmeleri, ABD ve Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi açısından değerlendirdiler. (İstanbul/EVRENSEL)
PKK miting yapsa ‘biz teröristiz’diye bağırsa sorun çözülür mü?

Gençay Gürsoy (Türk Tabipler Birliği Başkanı): Silahlar susmadığı sürece Türkiye’de barış adına konuşmak birbirimizi moral olarak desteklemekten öteye gitmiyor.
Ercan Karakaş (SODEV Onursal Başkanı): Kürt sorununu çözmek isteyenin bir programı olması gerekir, bu gizli değil, açık seçik olmalı.
Ertuğrul Kürkçü (Gazeteci): Bizim sorunumuz Kürtlerin varlık ve kimlikleri, hakları inkar edildiği için isyan etmiş olmalarıdır. İsyanın sebepleri ortadan kaldırılmadan barış da elde edilemeyecek.
Hakan Tahmaz (ÖDP): Kısmen barış ortamını değerlendirebildik mi, Batı’da yaşayan, Kürt olmayanlar değerlendirebildi mi?
Şenol Karakaş (BAK): PKK miting yapıp ‘biz teröristiz’ diye bağırsa sorun çözülür mü?
Oyuncu Kural şiir okudu
Oyuncu Jülide Kural, toplantıda Mehmet Yaşin’in “Sevgilimin Türküsü” adlı şiirini okudu: Sevgilimin türküsüydü deniz
mavi sesine demir attı savaş
sevgilim,
ölü asker
Sevgilimin türküsüydü
buğday
altın bakışlarına
kelepçe vurdu savaş
sevgilim ,
ölü asker
Sevgilimin türküsüydü barış
beyaz gülüşünü ikiye böldü savaş
sevgilim,
ölü asker
Duyuyorum sevgilimi
evimizin kapısını çalıyor mavi türküler
duyuyorum
dünyanın en güzel barış şarkılarını söyler
savaşta ölenler...