| ANA SAYFA | AVRUPA BİRLİĞİ | AYRIMCILIK | ÇEVRE | GENÇLİK | HAYVAN DOSTLARIMIZ | KADIN | ÇALIŞMA YAŞAMI | LAİKLİK | MERAK EDİLENLER |
Fethi Naci bugün son yolculuğuna uğurlanıyor
25.07.2008 Cumhuriyet
Kültür Servisi - Yazar, eleştirmen, yayıncı Fethi Naci’nin (İsmail Naci Kalpakçıoğlu) cenazesi bugün Teşvikiye Camisi’nde kılınacak ikindi namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
MUZAFFER İLHAN ERDOST
Fethi Naci mi? Yoksa o da mı? Bir sığırcık sürüsü gibi anıların girdabında kaldım. Sıhhiye’de tek odalı zemin kat bir ev. Ortada (şimdi var mı bilmem) yuvarlak bir gaz sobası. Sobanın boşluğuna dizilmiş barbun balıklar. Turgut Uyar, Yezdan’la, ben Rana’yla. Rakıya soyunacağız birazdan. Adını şimdi çıkarmam olanaksız, sanırım İlhan’dan sonraydı, Boğaz’ın sularıyla kucaklaşacak ince eşi ve kızıyla birlikteyiz. Fethi Naci yedek subay Ankara’da. İnsan Tükenmez’den dolayı Karadeniz’in bir kentinden polisler tarafından alınışını ve İstanbul’a getirilişini anlatıyor. Kesik kesik… Belleğimde o denli silik. Sonra ben Açık Oturum Yayınları’na başlıyorum. Henri Alleg’in ‘La Question’u, Turgut Uyar’ın ‘Dünyanın En Güzel Arabistanı’ ve Fethi Naci’nin ‘Gerçek Saygısı’. Şemdinli’den döndüğümde, Fethi Naci İstanbul’dan gelmiş, Ankara’da Demir İş Hanı’nın 5. katında Sol Yayınları’nın tek odalık bürosunda kucaklaşıyoruz. Gülen bıyıklarıyla ve yinelediği bir şarkıyla: Şimdi yayıncı olduk… 12 Mart’ta, beni de İstanbul’a Sansaryan Han’a, ordan Davutpaşa Kışlası’na götürdüklerinde Fethi Naci’yle değil, ama Gerçek Yayınları’nın “100 Soruda” dizisiyle karşılaşacaktım. Elrom’u bulmak için, Birinci Ordu, baştan sonra İstanbul’u aramaya çıkmış, bula bula bir doçent kadın getirmişlerdi. Nedeni ise, Fethi Naci’nin yayımladığı “100 Soruda” dizisine ulaşılmış olmasıydı. Bir de böyle anımsamış, selamlaşmıştım Fethi Naci’yle. O, Ataç’ın beğendiği deneme yazılarından roman eleştirisine yöneldi. Romanlar başlıca çalışma konusu oldu. İyi mi yaptı, bilemem, ama kendi seçtiği alanda Türk romanının değerlendirilmesinde erişilmesi güç bir anıt olarak yazın tarihimize adını yazdırdı. Yıllardır görmüyordum. Bodrum’daydı ve Bodrum’da içine gömdüğü acılarının denizinde kaybolmak ister gibi gelirdi bana: “Ey unutuş kapat artık pencereni …”. Yüzünden eksilmemiş gülüşünle uğurluyorum seni sevgili arkadaşım.
ADALET AĞAOĞLU
Aynı yılda doğduk, aynı kuşaktanız. Çok üzgünüm. Uzun süredir bu dünyadan deyim yerindeyse ‘uzaklaştığını’ biliyorum. Fakat Fethi Naci, öyle dinamik bir düşünce adamıydı ki, bu şekilde gideceği aklıma bile gelmezdi. Çok iyi bir araştırmacı ve incelemeci idi. Bütün incelemelerine ve edebiyat yazılarına hem toplumsal ve siyasal, hem de estetik açılardan yaklaşmıştı. Çok çalışkan, çok üretici ve düşünce dünyamıza büyük katkıları olan bir insandı, dostumuzdu. Birçok şeyin acısı birlikte çekildi, birçok şeyin kavgası birlikte verildi. Çok üzgünüm. En büyük üzüntüm de son yılında rahatsızlığı sebebiyle yanına gidip kendisiyle konuşamamak oldu.