Ertuğrul Firkateyni'nin hikâyesi
Ertuğrul
Faciası'nın üzerinden 117 yıl geçti. Bugüne dek anlatılan öykülerde ne kaza
tarihi ne de şehit sayısı birbirini tutuyordu. Japon tarihçinin araştırması
belirsizlikleri gideriyor.
Bundan 117 yıl önce Sultan Abdülhamid'den Japon İmparatoruna nezaket
ziyareti için gönderilmişti Ertuğrul Firkateyni. Albay Osman Bey komutasında
1889 yılının Temmuz ayında yola çıkan gemi, Devlet-i Âli'nin ayakta olduğunu
göstermek maksadıyla limanlara uğraya uğraya yol alıyordu. İmam, doktor,
kâtip, fotoğrafçı dâhil 569 mürettebatı taşıyan Ertuğrul'da o yıl Bahriye
Mektebi'ni bitiren genç teğmenler de vardı. Gidiş yolculuğu 11 ayda bitti.
Gerekli temaslar sağlandıktan sonra 15 Eylül 1890'da eve dönmek için demir
aldı Ertuğrul. Ancak Japonya'da tayfun mevsimi başlamıştı. Yola çıktıktan
bir gün sonra, 16 Eylül'de yakalandıkları şiddetli dalgalar, gemiyi 500
'Osman oğluna' mezar yaptı.
Osmanlı Japon ilişkilerini başlattığı varsayılan bu kazadan 117 yıl sonra
Kushimoto yakınlarındaki Oshima (büyük ada) kıyılarında hummalı bir çalışma
yürüyor. Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü, firkateynin enkazını ve su
altında olduğu düşünülen diğer eşyayı çıkarmak için Ocak ayında bir çalışma
başlattı. İlk haberlere göre kalıntılar su yüzüne çıkmaya başladı ve
cephaneliğin de yeri tespit edildi. Enkazın tamamının 3 yıl içinde
çıkarılması planlanıyor. Buraya kadar bir problem görünmüyor ancak 4 yıldır
Japonya ve Türkiye'deki arşivlerde Ertuğrul Firkateyni'ni araştıran Japon
Türkolog Nobuo Misawa, son gelişmeleri duyduğunda şaşkınlığını gizlemiyor:
"İyi de biz kazadan hemen birkaç ay sonra enkaza inmiş, ne var ne yoksa
hepsini çıkarıp Osmanlı'ya göndermiştik zaten…"
Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü Organizasyon sorumlusu İdil Reşa ise
geminin battığı yerin kayalık bir bölge olduğuna dikkat çekerek bu yıl kazı
yapmak niyetinde olmadıkları halde kumun üzerine çıkmış bazı parçalara
ulaştıklarını söylüyor. İlk dalışlarda geminin kazan ve şaft gibi ana
parçaları olmadığı görülmüş. Reşa, bu parçaların daha önceki bir çalışmada
çıkarılmış olabileceğini düşünüyor. Ancak Enstitü, Misawa'nın
araştırmasından haberdar değil. Enkazın büyük bölümünün kayaların altında
olması heyette kuma gömülmüş çok fazla buluntu olduğu yönünde bir kanaat
oluşturmuş. Üç hafta içinde yapılan dalışlarda gemiye ve mürettebata ait çok
sayıda kalıntı olduğunu gördüklerini belirten Reşa, sadece gelecek yıla
kadar zarar görmesinden endişe edilen parçaları çıkardıklarını hatırlatıyor.
İstanbul'da bulunan Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki eşya listesi,
Misawa'yı doğruluyor. Gemideki top ve mürettebatın özel eşyaları dâhil her
şey Japon İmparatoru Mikado'nun talimatıyla 1892'de İstanbul'a iletilmiş.
Resmî evrak konusunda bir sorun yok ama listede bahsedilen eşyaların nerede
olduğu sorusuna ne Misawa ne de Türk müze yetkilileri cevap verebiliyor.
İhtimallerden biri o tarihlerde Deniz Müzesi henüz kurulmadığı için,
gönderilen eşyanın bir depoya konulduğu ve orada unutulduğu. Diğer ihtimalse
şehitlerin acılı aileleri arasında paylaştırılmış oldukları. Eldeki tek
kayıt Ertuğrul'da bulunan topun iade edildikten sonra Osmaniye Fırkateyni'ne
konulduğu yönünde.
Toyo Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nobuo Misawa, yaklaşık 20 yıldır
Osmanlı tarihi üzerine araştırma yapan bir Türkolog. 2003 yılında Japonya
Başbakanlığı'nın başlattığı 'Tarihteki Önemli Kazalar' projesi kapsamında
Ertuğrul Faciası'nı araştırıyor. Sıkça anlatıldığı gibi Japonya ile Osmanlı
İmparatorluğu'
YOLCULUĞUN ERTELENME SEBEBİ KOLERA SALGINI
1890 yılının Haziran ayında Yokohama limanına ulaşan gemi, bir ay boyunca
gerekli temasları sağlıyor ve en geç Ağustos'ta ayrılmak için hazırlıklara
başlanıyor. Misawa, burada Türkiye'de pek bahsedilmeyen bir ayrıntıya temas
ediyor. "Geminin ayrılacağı günlerde Japonya'da kolera salgını baş
göstermiş. Ülkenin büyük kısmı bu salgın sebebiyle karantinaya alınmış.
Maalesef Ertuğrul da karantina bölgesinde kalmış." Bu salgın
talihsizliklerin başlangıcı olmuş sadece. Eylül ayı başlarında karantina
kalktığında yeni bir sıkıntı çıkmış Ertuğrul mürettebatının karşısına.
"Eylül, Japonya için tayfun ayı demektir." diye özetliyor Misawa. Heyetten
dönüşü birkaç hafta daha ertelemeleri isteniyor ancak İstanbul'dan 'dönün'
emri gelince Ertuğrul 15 Eylül'de Yokohama limanından demir alıyor. Ve bu
yolculuk çok kısa sürüyor.
Hikâye'nin buraya kadarki kısmı nispeten aşina. Misawa'nın Japonya'daki
arşivlerde yaptığı çalışma daha çok kaza sonrasını aydınlatmayı hedefliyor.
Japonca kaynaklara dayanan ilk araştırma olma niteliği de taşıyan rapor,
henüz Türkçeye çevrilmese de Misawa yaklaşık bir yıldır Türkiye'de konuyla
ilgili tüm evrakı elden geçirmeye çalışıyor.
Bir arkeolog heyetinin fırkateynin enkazı üzerinde çalıştıklarını basından
öğrendiğini söylüyor. Nobuo Misawa, Japonya'daki iki Ertuğrul
araştırmacısından biri. Buna rağmen kendileri ile temasa geçilmemesini
yürütülen araştırmanın arkeolojik nitelikte olmasına bağlıyor: "Enkazın
çıkarılması çok önemli. Yapılan işi tenkit etmiyorum fakat Türkiye'de
Ertuğrul kazasıyla ilgili bir takım yanlış bilgiler var. Bunların
düzeltilmesi gerekiyor." Öncelikle firkateynin Titanik gibi okyanusun
ortasında batmadığını hatırlatıyor. Yola çıktıktan yaklaşık iki gün sonra
fırtınaya yakalanan gemi, Oshima kasabasına doğru sürükleniyor ve
kayalıklara çarparak batıyor. Bu yüzden enkaz kıyıdan yalnızca 10-15 metre
açıkta ve 11-25 metre derinlikte bulunuyor. Çarpmanın etkisiyle su alan
gemide can kaybının bu kadar fazla olmasının sebebi ise kazan dairesinde
meydana gelen patlama. Mürettebat boğularak değil, patlama sebebiyle
hayatını kaybetmiş.
JAPON KAYNAKLARINA İLK KEZ BAKILIYOR
Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü'nün Ocak ayı içinde 3 hafta süren
çalışması, gemi aksamının çıkarılmaya başlanması ile gündeme geldi. Misawa,
enkaza ilk kez iniliyormuş gibi bir hava uyandırılmasını anlamakta
zorlanıyor. "Bu firkateyn imparatorun misafiriydi ve kazada geminin kaptanı
da kaybolmuştu. İmparator Mikado, ne olursa olsun Kaptan Osman Paşa'nın
bulunması talimatını verince deniz altında 5 ay kadar arama yapıldı ama
maalesef Osman Paşa'nın cesedi bulunamadı. Bu esnada çıkarılan toptan
nişana, paradan özel eşyalara kadar bütün parçalar Hariciye Nazırlığı
tarafından İstanbul'a gönderildi."
Japon Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı liste ile birlikte gönderilen
eşyaların nasıl bir rota izlediğini arşivlerdeki belgelerle anlatıyor Misawa.
Üçü denizaltı uzmanı 628 kişinin katıldığı arama çalışması sonucunda
toplanan her şey, 18 Kasım 1891'de Yokohama'ya, oradan da 28 Aralık'ta bir
Fransız posta gemisiyle İstanbul'a gönderilmiş. Listedeki bilgiye göre
teslim edilenler arasında 8 büyük 4 küçük top, 182 adet tüfek ve nişan,
para, kılıç gibi şahsi eşyalar bulunuyor. Osmanlı Hükümeti'nin 1893'te
teşekkür maksadıyla kurtarma çalışmasına katılan heyete gönderdiği nişan ve
paranın belgesi de yine Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde.
Türkiye'de yayımlanan araştırmalarda kazanın tarihi, ölü ve yaralı sayısı
gibi pek çok konuda muhtelif rakamlar dikkat çekiyor. Detaylar konusunda
dönemin Oshima kaymakamının günlüğünden faydalanan Misawa, kazanın ayın
18'inde değil 16 Eylül'de saat 21.30 civarında meydana geldiğini söylüyor.
Kaynaklardaki ihtilaf, Japon basınının olayı farklı tarihlerde vermesinden
kaynaklanıyor. Yine bu araştırmaya göre şehit sayısı 495 ya da 497. Bu bilgi
ise kazadan hemen önce tutulan ve şimdiye kadar hiç kullanılmayan karantina
raporuna dayanıyor. Türkiye'deki kayıtlarda ise bu sayı 538'le 600 arasında
değişiyor.
Kaza sonrasına dair yaygın hatalardan bir diğeri de Japonya'da toplanan
yardım paraları ile ilgili. Doç. Dr. Misawa, Japonya'da büyük kaza ve
felaketlerde yardım kampanyası başlatmanın eski bir gelenek olduğunu
söylüyor. Fakat 1890'a kadar yalnızca yurtiçindeki olaylar için yardım
toplanmış. Ertuğrul Faciası'nın ardından kazada hayatını kaybedenlerin
yakınlarına ulaştırılmak üzere kampanya başlatılması bu anlamda bir ilk
kabul ediliyor. Yaklaşık bir ay süren kampanyalarda 5 bin yen, o devirdeki
karşılığı ile 20 bin frank, Japonlar için çok anlamlı bir gösterge olan
pirinç fiyatı üzerinden hesaplandığında ise bugünkü karşılığı ile 400 bin
YTL toplanmış. Bugüne ulaşan bilgilere bakıldığında yardımlarla birlikte
anılan tek isim Torajiro Yamada. Oysa Misawa en başarılı kampanyanın Jichi
Shinpou gazetesi tarafından yürütüldüğünü söylüyor. Kaza sonrası hayatta
kalan 69 kişiyle birlikte gazetesi adına İstanbul'a gelen Shotarou Noda,
Yamada'dan çok daha önemli bir isim Misawa'ya göre. Sultan Abdülhamid'le de
görüşen, padişahın teklifi üzerine iki yıl İstanbul'da Harbiye öğrencilerine
Japonca dersi veren Noda'nın ülkesine dönmeden önce Müslüman olduğu
biliniyor.
Nobuo Misawa başkanlığında hazırlanan Ertuğrul Faciası Raporu, 2005 yılında
Japon Hükümetine sunulmuş. Yaklaşık bir yıldır Türkiye'de bulunan Misawa, şu
anda kazanın yabancı basındaki yansımalarını inceliyor. Gelecek yıl
tamamlanması planlanan çalışma bittiğinde bu konuda şimdiye kadar
yayımlanmış en kapsamlı araştırma olacak.
JAPONLARLA TÜRKLER AKRABA MI?
Japonya'da bulunan pek çok Türkiye meraklısından sadece biri Misawa.
Japonların Türkiye merakının iki tarihsel sebebi olabilir ona göre. İlki,
Göktürklerin bir kolunun okyanusu aşarak Japonya'ya ulaştıkları rivayeti.
Şayet bu bilgi doğruysa Japonlarla Türklerin aynı soydan geldiklerini kabul
etmek gerekiyor. "Bu hikâye ne kadar doğru bilmiyorum ama Türkçe ve Japonca
gramatik açıdan birbirine çok benziyor." diyor Misawa. İkinci sebep ise iki
ülkenin de Rusya ile problemli bir geçmişe sahip olması. "Biri doğuda öteki
batıda ve her ikisi de Rus baskısı altında. 1904-05 yıllarında yaşanan Japon
Rus savaşı bittikten sonra Japonlar Türklerin yaptıkları yayınlarda Japonya
lehinde bir tavır takındıklarını görmüş. Ayrıca duyduğumuz kadarıyla Halide
Edip bu zaferin ardından oğluna Japon kumandan Togo'nun adını vermiş.
Türkiye'ye yönelik sempati böylelikle büyümüş. Bunların hepsi etkili iki
ülke arasındaki yakınlıkta." Ancak Misawa'nın ilgisi doğrudan Türkiye ile
ilgili değil. O bir tarih meraklısı. "Bizde genel tarih denince batı
merkezli bir bakış açısı hâkimdi. Okul dışında da kitap okuyordum ve gördüm
ki Ortaçağ'da iki önemli imparatorluk var: Doğu'da Çin, Batı'da Osmanlı.
Çin'i biliyorduk. Bu yüzden üniversitede Osmanlı tarihi çalışmaya karar
verdim." diye özetliyor hikâyesini. İşinin hakkını verebilmek için de
öncelikle İngilizce ve Fransızca sonra da Türkçe, Osmanlıca, Arapça ve
Farsça öğrenmiş Misawa.

Ertuğrul efsanesi Bodrum'a
taşınıyor
Batıktan çıkarılan eserler temizlendikten sonra Kuşimoto'daki Türk
Müzesi'nde sergilenecek.
Japonya'nın Kuşimoto kenti
açıklarında 117 yıl önce fırtınaya yakalanarak batan, 550 denizcinin
şehit olduğu Ertuğrul Firkateyni kazı çalışmalarının ilk bölümü sona
erdi. Batıktan çıkarılan parçalar konservasyon çalışmaları için Bodrum'a
getirilecek. Kazı başkanı Tufan Turanlı, eserlerin temizlendikten sonra
Kuşimoto'daki Türk Müzesi'nde sergileneceğini belirtti. Kazılarda
çıkarılan eserler bir toplantıyla tanıtıldı. 40 mm. top mermisi, geminin
motor ve yelken makaralarına ait parçalar, filika parçaları, tüfek ve
mermiler, musluk başı, komutan kılıcı kabzası, fener parçaları ilgi
topladı. Eserlerin Türk Müzesi'nde sergilenmesini, Ertuğrul efsanesinin
kitap ve belgesel haline getirilmesini hedefleyen projeye, Japon medyası
büyük ilgi gösterdi.
Dünyanın gözü Ertuğrul'da
İkinci Abdülhamit'in Japon İmparatoru'na iyi niyet göstergesi olarak
gönderdiği ve dönüş yolunda Japonya'da batan Ertuğrul Firkateyni'nde
inceleme ve kazı çalışmaları ilk sonuçlarını verdi
İkinci Abdülhamit tarafından Japon İmparatoru'na iyi niyet göstergesi
olarak gönderilen ve dönüş yolunda Japonya'da batan Ertuğrul
Firkateyni'nde inceleme ve kazı çalışmaları başladı.
Firkateynin su altındaki tespiti, kalıntıların çıkarılması ve şehit 550
denizcinin anısının canlandırılması amacıyla 'Ertuğrul Firkateyni'ni Gün
Işığına Çıkarma Projesi İnceleme ve Kazı Çalışmaları' hazırlandı.
Firkateynden çıkarılacak parçalar Japonya'daki Türk Müzesi'nde
sergilenecek.
Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü (Instute Of Nautical Archaelogy-INA)
INA Başkanı Kaptan Tufan Turanlı başkanlığındaki 12 kişilik teknik
heyetin yer aldığı kazı ekibinin çalışmaları, 20 bin nüfuslu balıkçı
kasabası Kuşimoto'ya büyük hareketlilik getirdi. Kente iki haftada pek
çok ülkeden 12 bin yerli ve yabancı turist gitti. 28 gazete, Japonların
ulusal televizyon kanalı NHK ile sekiz televizyon kanalı, kazı
çalışmalarına geniş yer ayırdı.
Cephaneliğin yeri tespit edildi
Türk ve Japon arkeologlar dün önemli parçalara ulaştı. Cephanelikte
üstünde ay-yıldız ve Arapça yazı olan 40 mm. çapında ağır makineli
mermisi, bir musluk başlığı, gemiye ait bir fener parçası ve firkateyne
ait filikanın demir aksamları çıkarıldı.
Tarihi batığın 116 yıl sonra ilk kez rölevesi ve dip envanteri
çıkarıldı. Kuşimoto Belediyesi kullanılmayan bir ilköğretim okulu
binasını da Ertuğrul Firkateyni Sualtı Araştırmaları Merkezi yapılmak
üzere Tufan Turanlı'ya teslim etti. Türkiye'nin Tokyo Büyükelçiliği'nde
görevli askeri ataşe Deniz Kurmay Albay Murat Saka da çalışmaları
izlemek üzere Kuşimoto'ya gitti.
Saka, "2010, Türkiye'de Japonya yılı. Kazı çalışmalarının aynı yıl
bitirilmesi ve Ertuğrul'un eserlerinin tüm dünyaya sergileyerek
tanıtılması hem bizler hem de Japonlar için büyük önem taşıyor.
Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı'na öneride bulunarak 550
denizcimizin şehit olduğu bu olayın okul kitaplarında yer almasını
sağlamaya çalışacağız. 2010'da Japonya'yı ziyaret edecek donanma
gemisinde şehit denizcilerimizin torun veya çocuklarının da olması için
çaba harcayacağız" dedi.
Tufan Turanlı da üç yıl sürecek ve 3 milyon dolara mal olacak projenin
dünyada bilinip desteklenmesine rağmen Türkiye'de yeterince
tanınmadığını söyledi ve şöyle devam etti: "Türk denizcilik tarihinde
ilk kez bir donanma gemisi Türkiye'den binlerce mil uzakta gün ışığına
çıkarılacak. Amacımız öncelikle firkateynin batığının tespiti ve
kalıntıların çıkarılması. 550 denizcinin hatıraları canlandırılacak, bir
belgesel film ve kitapla yeni kuşaklara aktarılacak. Projeyi Türk
halkının tarihle buluşması olarak da adlandırabiliriz.
Ertuğrul'la canlanan anılar

FOTOĞRAF: YAŞAR ANTER / DHA
Ertuğrul Firkateyni'nden sağ çıkan Ali Bey, kazadan sonra Japon
giysileriyle fotoğraf çektirmiş.
Ertuğrul Firkateyni projesiyle 117 yıllık fotoğraf ve anılar
da gün ışığına çıkıyor. Türk askerlerini kurtaran Japon balıkçıların
kızları ilk kez konuştu
Biri 97, diğeri 98 yaşında. Söze dökülürken canlanan anıları da
babalarının, dedelerinin anlattıklarından miras... Onlar, 117 yıl önce,
II. Abdülhamit tarafından Japon İmparatoru Meiji'ye iyi niyet elçisi
olarak gönderilen ve orada batan Ertuğrul Firkateyni'ndeki 69 Türk
askerini kurtaran Japon balıkçıların kızları.
'Facia kaderimizi değiştirdi'
Yıllarca, Japon gazetecilerin röportaj taleplerini Türk askerlere
saygısızlık yapmamak için reddeden kadınlar, olanlarla ilgili ilk kez
konuştu. Ertuğrul Firkateyni, 15 Eylül 1890'da ziyaret dönüşünde
kayalıklara çarparak batmıştı. Belgesel çalışması için bölgede bulunan
'Ertuğrul Firkateyni'ni Gün Işığına Çıkarma Projesi başkanı Kaptan Tufan
Turanlı, Askeri Ateşe Deniz Kurmay Albayı Murat Saka ve Türk heyeti
balıkçı Rinmatsu Hamaoka'nın kızı Tokue Tanioka'yla Seijiro
Fukushima'nın kızı Takiyo Tanioka'ya teşekkür plaketi ve nazarlık hediye
etti.
Plaketi alırken duygulanan Tokue Tanioka "Facia Kuşimoto halkının
kaderini değiştirdi. İyi kalpli Türkleri bize tanrının gönderdiğine
inandık. Hiçbir ülkenin insanını bu kadar sevdiğimizi hatırlamıyorum"
diye konuştu.
Tanioka, babası ve dedesinin anlattıklarını şu sözlerle aktardı: "Büyük
bir patlama duyarak sahile koşan balıkçılar alevleri görmüş. Bazıları
Türkleri kurtarmak isterken ölüm tehlikesi atlatmış. Cesetler çok
iriymiş, kayıklarımıza güçlükle sığmış. Karaya çıkan, askerlerin ıslak
elbiselerini değiştirmek istemişler, fakat kısa boylu babalarımızın
elbiseleri uymamış. Battaniye ve çarşaflardan yenileri yapılmış.
Denizciler kendilerine gelince, köy halkı uzun boylarından korkmuş, ama
bir ay kalan askerler sonra çok sevilmiş.
Türk askerlerine karşı binlerce yıl geçse bitmeyecek kadar büyük sevgi
ve saygı duyuyoruz. Türk Müzesi açıldıktan sonra 15 yıl müze yanında
ziyarete gelenlere çiçek verdim, şimdi çocuklarım bu geleneği
sürdürüyor. Sizler de bizim evlatlarımızsını