Kasım
2006’da gerçekletirilen geleneksel silahsızlanma görüşmelerinin başarısız
olmasından sonra Norveç, misket bombalarıyla ilgili yeni bir anlaşmanın
hazırlanması için yeni bir çoklu süreç başlattı. Bu belge, bu süreçte ortaya
çıkan bazı önemli konuların özetini verir.
Uluslararası Misket Bombaları Koalisyonu (CMC) ve bir dizi devlet, bir kategori olarak misket bombalarını yasaklayacak bir anlaşma yaklaşımı üzerinde çalışıyor. Anlaşmaya dair bazı yaklaşımlar, altparçacığı olan bütün silahların misket bombası olarak tanımlanmasını benimsiyor ve sonra da bazı misket bombalarının anlaşma dışında bırakılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, misket bombaları kategorisini, kabul edilebilir ve kabul edilemez olarak iki bölüme ayırıyor. Bu hem etkili bir yaklaşım değil, hem de ‘kabul edilebilir’ misket bombaları diye bir kategori oluşturmayı haklı kılacak bir kanıt yok.
Sivillerin korunması konusunda büyük ilerleme sağlama olasılığı yüksek olan
yaklaşım, misket bombalarının daha geniş çapta yasaklanması için uğraşır ve alt
parçacıklardan oluşan bir silahın kabul edilebilir olup olmadığını kanıtlama
sorumluluğunu devletlere yükler.
Kendi kendini yok etme mekanizmaları karmaşıktır ve başarısız olma olasılıkları çok yüksektir. Üreticilerin iddialarına rağmen, İsrail’in 2006 yılındaki çatışma sırasında kullandığı M85 kendi kendini yokeden bombacıklar, güney Lübnan topraklarında çok sayıda UXO bıraktı. Kendi kendini yok etme mekanizması takılan alt parçacıkların, misket bombası tanımı dışında bırakılmasını haklı gösterecek hiç bir kanıt yoktur. Bazı devletler, tam isabet özelliği ve kendi kendini yok etme mekanizması bulunan belirli silahların kabul edilebilir olduğunu iddia ediyorlar. Fakat, kendi kendini yok etme mekanizmasının varlığı, bu silahların kabul edilebilir olması için yeterli değildir.
Misket bombalarının ihtiyari olarak karar verilen çalışmama oranının %1 ya da 2 olması bir sorun olarak kabul edilir. Bunun nedenleri şudur:
Yüzdeler değil, gerçek rakamlar: 1 milyon alt parçacığın %1’i = 10,000 ölümcül UXO parçası.
%1’in doğru
seviye olduğuna dair, bunun düşük bir oran olduğu dışında, herhangi bir açıklama
yok..
Çalışmama oranı, savaşa değil test etmeye dayanmalıdır. Çalışmama oranı, her zaman savaşlarda testlerde olduğundan daha yüksektir ve testlerin gerçek hayat koşullarını yansıtacak şekilde tasarlandığına ya da yapıldığına dair bir kanıt yoktur.
Devletlerin, tam olarak yasaklanması gerektiğini kabul ettikleri misket bombalarını kullanmaya devam ettikleri süre içinde bir geçiş dönemi olması yeni bir anlaşmanın hem aciliyetini hem de amacını zayıflatır. Oslo Süreci’nde yer alan bazı devletler, geçiş dönemi olmasını istiyorlar ve bunu haklı çıkarmaya çalışıyorlar, çünkü misket bombalarının yerine başka silahları koymak için zamana ihtiyaçları var. Her durumda, misket bombalarının sivillere verdiği zararlar bu silahların hemen yasaklanması için yeterlidir ve ‘kapasite boşluğu’nun bu durumda hiçbir önemi yoktur..
Misket
bombalarının askeri olarak hiç bir faydası olmadığı genel olarak kabul edilir.
Bu, 2007 yılının Nisan ayında Montrö’de misket bombaları üzerine yapılan ICRC
uzmanlar toplantısının en önemli sonucudur. Eski askeri görevliler, misket
bombalarının, sivilleri öldürerek, yaralayarak ve savaştan sonra sorun
oluşturmaya devam ederek devletlerin genel politik
asını
ve askeri stratejilerini zayıflattığını kabul ederler.
Yeni anlaşmadaki misket bombaları hakkındaki yükümlülüklerin, askeri koalisyonlarda, birlikte çalışan devletler arasında arasında pratik problemlere yol açacağı doğru değildir. Anlaşmayı imzalamamış olan devletler için, anlaşmaya taraf olan devletlerde misket bombası stoklamak ya da bu devletlerin topraklarını kullanarak misket bombalarını başka yere transfer etmek zor olacaktır, böylece ortak operasyonlarda bu silahlar daha az kullanılacaktır. Ayrıca, bu da sivillerin daha fazla korunmasını sağlayacaktır.
Bazı
devletler ve Sivil Toplum Kuruluşları, insanların yaşadığı alanlarda misket
bombalarının kullanımının yasaklayan bir kuralın olmasının sorunun çözümü
olduğunu düşünüyorlar, fakat artık bunun Oslo Süreci içinde yeterli olmadığı
kabul ediliyor. Bunun asıl nedeni, eğer uygulanması sağlanamayacaksa böyle bir
kuralın varlığının zor olmasıdır. Böyle bir kural, insanların yaşadığı alan
tanımlanmasına dayanabilir ve daha güçlü bir tanımlamada bile yoruma açık
olabilir. Ayrıca, böyle bir kuralın durdurulmayacağını düşünmek zordur.
Bazı
devletler, CMC’nin misket bombalarının tamamen yasaklanması gerektiğini
söylediğini belirtiyorlar. ‘Tamamen yasaklama’ terimi, belirli devletler
tarafından, CMC’nin pozisyonunu zayıflatmak ve kendi yaklaşımlarının daha
mantıklı olduğunu göstermek için kullanılıyor gibi görünüyor. Bu devletler, Oslo
Deklerasyonu’nda geçen ‘kabul edilemez zarar’ ifadesini, görüşülen anlaşmada
haklı gerekçelere dayanmayan istisnalar olmasını sağlamak için istismar etmeye
çalışıyorlar.
CMC prensipleri, “misket bombalarının yasaklanması” çağrısı yapar ve CMC, istisnaları tanımın ve yasağın dışında bırakmanın sorumluluğunu devletlerin üzerine yıkan geniş bir tanım yapar.
Kurbanlara
yardım, misket bombalarını yasaklayan bir anlaşmanın çekirdeğini oluşturmalı. “Kurbanlar”,
mağdurları, aileleri, misket bombasından etkilenen toplulukları, ve misket
bombası kullanımı sonucunda oluşan negativ fiziksel, psikolojik ve
sosyo-ekonomik sonuçlardan etkilenenleri kapsar. Şart, 1997’den beri öğrenilen
ve hem Mayın Yasaklama Anlaşması hem de Sakat Hakları Anlaşması’nda yer alan
dersler üzerine inşa edilmelidir.
Birincisi, Kurbanlara Yardım alanında uluslararası işbirliğini gerekli kılan bir yükümlülük olmalı. İkincisi, anlaşma misket bombası kurbanlarının bütün insan haklarından ve temel özgürlükerden yararlanmasını garanti altına alan bir yükümlülük içermeli. Bu, Kurbanlara Yardım’ın yasal bir çerçeveye oturtulmasını sağlar ve misket bombası patlamasından sağ kurtulanların sosyal entegrasyonuna dair sürdürülebilir bir yaklaşımın planlanması ve geliştirilmesini daha geniş bir bağlam içine oturtur.
***
Hangi ülkeler nerede misket bombası kullanmışlardır?
Eritre (Etiyopya’da kullandı), Etiyopya (Eritre’de), Fransa (Çad, Irak ve Kuveyt’te), İsrail (Lübnan ve Suriye’de), Fas (Kuzey Sahara’da), Hollanda (eski Yugoslavya’da: Kosovo, Karadağ ve Sırbistan), Nijerya (Sierra Leone’de), Rusya (Çeçenya ve Afganistan’da), Suudi Arabistan (Suudi Arabistan’da), Sudan (Sudan’da), Tacikistan (Tacikistan’da), İngiltere (Falkland Adaları, Irak, eski Yugoslavya : Kosova, Karadağ ve Sırbistan), ABD (Afganistan, Kamboçya, Irak, Kuveyt, Lao, Suudi Arabistan, Vietnam, eski Yugoslavya: Kosovo, Montenegro ve Sırbistan), Eski Yugoslavya (Arnavutluk, Bosna ve Hersek ve Hırvatistan).
Misket bombasından etkilenen ülkeler:
Misket bombasından otuz ülke ve bölge etkilenmiştir:
Afganistan,
Arnavutluk, Angola, Azerbaycan, Bosna ve Hersek, Kamboçya, Çad, Çeçenya,
Hırvatistan, DR Kongo, Eritre, Etiyopya, Falkland/Malvina Adaları, Irak, İsrail,
Kosovo, Kuveyt, Laos, Lübnan, Montenegro, Karabağ, Suudi Arabistan, Sırbistan,
Sierra Leone, Sudan, Suriye, Tacikistan, Uganda, Vietnam, ve Batı Sahara.
84 katılımcı ülke dışında Misket bombası üretmiş olan ve kısa süre önce misket bombası üretimini durdurmuş olan ülkeler:
Arjantin, Şili, Belçika, Bosna ve Hersek, Bulgaristan, Mısır, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Japonya, Hollanda, Polonya, Sırbistan, Slovakya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye ve İngiltere.
Stoklarında misket bombası bulunan 35 ülke:
Angola, Avusturya, Belçika, Bosna ve Hersek, Bulgaristan, Kanada, Şili, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Mısır, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Guinea Bissau, Macaristan, Endonezya, İtalya, Japonya, Ürdün, Hollanda, Nijerya, Norveç, Polonya, Portekiz, Sırbistan, Slovakya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere, Yemen.
Bir kere misket bombası kullanmış olan 7 ülke, ayrıca devlet olmayan silahlı gruplar da bu çatışmaların ikisinde misket bombası kullanmışlardır: Bosna ve Hersek, Hırvatistan (NSAG), Fransa, Hollanda, Nijerya, Sırbistan, İngiltere.
Misket bombasından etkilenen 14 ülke: Afganistan, Arnavutluk, Angola, Bosna ve Hersek, Kamboçya, Çad, Hırvatistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Guinea Bissau, Lao PDR, Lübnan, Montenegro, Sırbistan, Uganda. (Yemen, misket bombasından etkilenmiş olmasına rağmen Oslo süecine katıldı).
Belirli Konvansiyonel silahlar konusunda Anlaşmaya taraf olmayan 23 ülke: Afganistan (imzacı), Angola, Bangladeş, Çad, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Dominik Cumhuriyeti, Mısır (imzacı), Gana, Guinea Bissau, İzlanda (imzacı), Endonezya, Lübnan, Malawi, Marutanya, Mozambik, Nijerya, St Vincent ve Grenadines, Tanzanya, Tayland, Uganda, Venezuela, Yemen, Zambiya
Not: Daha fazla bilgi için