ÖDP Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili
Ufuk Uras'ın basın açıklaması

(07 Kasım 2007)

 

 

MİSKET BOMBASI KULLANIMI YASAKLANMALIDIR

 

Savaş yüzyıllar boyunca insanlığın büyük acılar ve yıkımlar yaşamasına neden oldu. 21. yüzyılda da insanlık, savaşın yarattığı acı ve yıkımları yaşamaya devam ediyor.


Televizyonlara ışık seli olarak yansıyan ‘teknoloji harikası’ bombalar, düştüğü her yeri yok ediyor. Irak, o ‘ışık selinin’ içinde kayboldu, tarihi de geleceği de yok edildi. Kapitalizm, teknolojideki gelişmelerle her gün daha öldürücü silahlar keşfederek, yok etmenin en etkili yöntemini bulma arayışını sürdürüyor.


Gücünü yok ediciliğinden alan bu silahlar, sivilleri de hedef haline getiriyor. Bu silahlardan birisi de misket bombalarıdır. Misket bombaları, ‘bomba içinde bomba’ olarak tanımlanır. Bomba infilak ettikten sonra içerisinde bulunan misket büyüklüğündeki bombacıklar etrafa yayılır, her biri bir bomba haline gelir. Her bombada 202 bombacık bulunur ve her bombadan 2 bin şarapnel parçası çıkabilir. Misketler dokunulduğunda patlayan özelliği ile kara mayınına dönüşür. Uluslar arası örgütlerin hazırladığı raporlara göre, 2006 yılında 13 binden fazla sivil misket bombaları nedeniyle yaşamını yitirdi. Yine raporlarda yer alan verilere göre, misket bombası tehdidi ile yaşayan insan sayısı 400 milyonu bulmaktadır. Güney Lübnan’da 1 milyondan fazla patlamamış misket bombacığı olduğu tahmin edilmektedir. ABD’nin Vietnam Savaşı sırasında attığı 10 milyondan fazla misket bombacığı, halen her yıl onlarca insanın ölümüne neden olmaktadır.

 

Güçlünün zayıfı, her yolu kullanarak, ezdiği orman kanunları ile dünyayı düzenlemeye çalışanlara karşı, biz de ancak vicdanımızla karşı durabiliriz. Bizler, savaşa karşı barışı, ölüme karşı hayatı savunuyoruz. Çocukların misket diye ellerine aldıkları bombaların patlaması ile ölmesine seyirci kalamayız. Sivillerin yaşamını tehdit eden misket bombası ve kara mayınlarının kullanımı yasaklanmalıdır.


Misket bombalarının yasaklanması için Norveç öncülüğünde başlatılan Oslo Süreci, bu konuda bir anlaşmanın oluşturularak yürürlüğe girmesini amaçlıyor. 80’den fazla ülkenin yer aldığı bu süreçte yer almayan ülkeler arasında ise, ABD ve İsrail ile birlikte Türkiye de bulunmaktadır. Türkiye bu sürecin bir parçası olmalı, hükümet bu konuda gereken adımları atmalıdır.