16.10.2006 Ntvmsnbc
İklim Değişikliği Taraflar Konferansı 6-17 Kasım’da Nairobi’de yapılacak.
Çevrecilere göre hükümet, çevre sorunlarını başka ülkelerin sorunu olarak
görüyor. Oysa yakın gelecekte su kaynaklarının kuruması, kirlilik ve türlerin
yok olması gündemde.
İSTANBUL - İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin organlarından biri olan ve bu yıl 12’ncisi düzenlenen Taraflar Konferansı, Kyoto Protokolü’nün ikinci taraflar buluşması olarak da nitelendiriliyor. Dünyadaki iklim değişikliklerinin genel çerçevesi, hedefleri ve ülkelere düşen ödevlerin masaya yatırılacağı konferansa, Türkiye bir heyetle katılacak. Ancak sivil toplum örgütleri ve akademisyenler, Kyoto Sözleşmesi’ne taraf olmayan Türkiye’de yönetici ve siyasilerin çevre konularına fazla önem vermediğini ve bu konudaki politikaların kamuoyu ve sivil toplum kuruluşlarının gerisinde kaldığını söylüyor. Çevre örgütlerine göre Türkiye, küresel ısınma ve iklim değişikliklerini ‘başka ülkelerin sorunu’ gibi algılıyor.
‘CİDDİ BİR TEHLİKE İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
Uluslararası çevre politikaları konusunda çalışan Marmara Üniversitesi Siyaset
Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim görevlilerinden Yrd. Doç. Dr.
Semra Cerit Mazlum, araştırmalarda Türkiye’nin önemli canlı türü kayıplarının
yaşanacağı bölgeler arasında yer aldığını, ancak politikaların bu tehlikeyi göz
ardı ederek oluşturulduğunu söyledi. Mazlum, “Türkiye çevresel açıdan şu anda
sürdürülemezlik tehlikesiyle karşı karşıya. Bu nedenle Kyoto Protokolü’ne bir an
önce taraf olması gerekir. Siyasiler kalkınma mı, çevre mi? sorusuna öncelikle
kalkınma, diye cevap veriyor ama büyük bir tehlike göz ardı ediliyor” dedi.
‘KÜRESEL DEMEK, BİZİ ETKİLEMEYECEK DEMEK DEĞİL’
Yıllarca politikacıların iklim başta olmak üzere çevre sorunlarını kamuoyuna
Türkiye’nin sorunu değilmiş gibi sunduğunu söyleyen Mazlum, “Adına küresel
dendiği için Türkiye’den kaynaklanmayan ve Türkiye’yi etkilemeyecek konular gibi
algılanmasına neden oldular” dedi. Mazlum’a göre, yakın bir gelecekte
Türkiye’nin kapısını su kaynaklarının kuruması, hava kirliliği ve türlerin yok
olması gibi sorunlar çalacak. “Bunlar da hem sağlık hem de ekonomiye çok önemli
yükler getirecek. Yani çevre sorunu artık geleceğin değil bugünün sorunudur,
siyasilerin artık bunu iyi görmesi gerekir.”
’0.7 DERECELİK ARTIŞ BİLE YANGINLARA YOL AÇTI’
WWF Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak, sadece
Türkiye’de değil dünyada da devlet politikalarının sivil toplum örgütleri ve
kamuoyunun gerisinde kaldığını ifade etti. Dr. Demirayak,"Türkiye'nin iklim
değişikliği konusunda biraz daha hızlı yol alması gerekiyor" dedi.
Demirayak’a göre Türkiye çevre sorunlarında daha hızlı hareket etmek zorunda.
Demirayak, “İklim değişikliğinin yaratacağı en önemli etkilerden biri küresel
ısınma. 0.7 derecelik bir artış bile sıcak hava dalgalarına ve Akdeniz’de daha
çok orman yangınına neden oldu. Bu kadar büyük bir tehdit olmasına rağmen
maalesef Türkiye’de çevre sorunları karşısında bütünsel ve stratejik bir bakış
yok” dedi.
‘GÜNLÜK POLİTİKALAR ÇEVREYİ TEHDİT EDİYOR’
Greenpeace’in enerji ve iklim kampanyası sorumlusu Hilal Atıcı’ya göre ise
hükümetlerin davranışını enerji politikaları belirliyor. Atıcı, “Örneğin Türkiye
hızla kömürle ilgili projeler yapıyor. Bursa ve Çanakkale başta olmak üzere
yaklaşık 20 tane termik santral projesi var. Artık olaya dışarıdan kömür ithal
edecek kadar ciddiyetsizlikle yaklaşıldığını düşünüyoruz. Bunlar sadece Türkiye
daha fazla enerji üretsin parametresi üzerinden giden ama sonrası tartılıp
ölçülmeyen günlük politikalar. Nehirlerde ya da denizlerde ölüp karaya vuran
balıklar, Konya Ovası’ndaki ciddi susuzluk, Beyşehir ya da Bafa göllerinin
kuruması gibi olaylar devlet politikalarının çevreyi nasıl yok ettiğinin birer
somut sonucu” dedi.
‘ÇEVRE POLİTİKALARI AB SÜRECİNİ DE ETKİLEYECEK’
Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ile Kyoto Sözleşmesi’ne imza
atmayan birkaç ülkeden biri olduğunu söyleyen Atıcı, çevre politikaların Avrupa
Birliği sürecine de olumsuz etki yapacağı görüşünde: “Zaten müzakerelerde de
önümüze çıkacak, Avrupa Birliği bize Kyoto’ya imza attık siz de atmak
zorundasınız dediğinde Türkiye emisyonlarını daha fazla kesmek zorunda kalacağı
için daha ciddi ekonomik sorun yaşayacak.”
‘TÜRKİYE’NİN SAYGINLIĞI ARTIRILMALI’
TEMA Vakfı Genel Başkanı Dr. Uygar Özesmi ise Kyoto Protokolü’nü imzalamanın
Türkiye’ye uluslararası platformda saygınlık getireceğini düşündüğünü söyledi.
Uygar Özesmi, "Türkiye bu sözleşmeyi imzalamazsa, ABD gibi tüm dünya tarafından
tenkit edilecektir" dedi.
Özesmi, “Eğer Türkiye bu protokolü imzalarsa karbon emisyonunu azaltmaya
karar verecek ve daha temiz enerji kaynaklarına yönelerek enerji verimliliğini
artıracak. Bunu sağladığımızda ise bugün dezavantaj olarak görülen durum,
enerjinin kıt olduğu ve iklim değişikliğinin etkilerinin daha şiddetli görülmeye
başlandığı günler için uzun vadeli bir yatırım olacak. Bu yatırım da ülke
endüstrisinin gelişimi açısından çok önemli” dedi.
‘BAŞKA ÜLKELERİN ÇÖPLERİNİ MİLLİLEŞTİRİYORUZ’
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanay Uyar da Türkiye’nin çevre
politikalarının başka ülkelerin çöplerinin millileştirilmesi esasına dayandığını
ifade etti. Uyar, “ABD, yeni pazarlar bulmaya çalıştığı, kömür santralleri ve
fosil yakıtlı santral pazarlarını kaybetmek istemediği için iklim değişikliğine
yol açan teknolojileri aktarmaya devam ediyor. Kyoto’yu imzalarsa pazarını
kaybedecek, Amerika’nın imzalamama nedeni budur. Türkiye’nin imzalamama nedeni
ise o çöpleri şu anda kabul eden ülke olmasıdır. Türkiye’de hükümet politikası,
başka ülkelerin çöplerinin millileştirilmesi üzerine kurulmuştur, işte bütün
mesele de budur.”
‘TÜRKİYE KÜRESEL MÜCADELEDE YERİNİ ALIYOR’
Akademisyen ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri ile ilgili NTVMSNBC’ye
açıklama yapan Çevre ve Orman Bakanlığı, küresel ısınma, iklim değişiklği gibi
çevre sorunlarının dünyanın her ülkesi gibi Türkiye’yi de etkileyeceğini
belirtti. Açıklamada “Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi (İDÇS) kapsamında ve sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda,
bir yandan kalkınmasını sürdürürken diğer yandan da iklim değişikliğinin olumsuz
etkilerinin azaltılmasına yönelik yürütülen küresel mücadelede yerini almayı
amaçlıyor” denildi.
‘TÜRKİYE’NİN NEDEN KYOTO PROTOKOLÜNDE İMZASI
YOK?’
Çevre Bakanlığı yetkilileri ‘Türkiye’nin neden Kyoto protokolünde imzası yok?’
sorusuna ise; çevre ile ilgili politikalar belirlenirken ülkelerin ihtiyaç ve
özel koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirterek “Türkiye
sözleşmelerde, iklim değişikliğinden etkilenecek gelişmekte olan ülkelerin
ihtiyaç ve özel koşullarının dikkate alınması, iklim değişikliğinin önlenmesi
için alınacak tedbirlerin etkin ve en az maliyetle yapılması ve bu alandaki
politikaların ulusal kalkınma programlarına uygun olması gibi hususlara önem
veriyor” yanıtını verdiler.