İSTANBUL
- Bergamalı köylüler, Ovacık’taki maden ocağının tamamen kapatılması için
akıllarına gelen her türlü eyleme başvurmuş, eylemlerini Türkiye’ye, davalarını
AİHM’ne taşımışlardı. Bergamalı köylülerin avukatı Senih Özay, “Türkiye’de
siyanürle altın arama konusunda asıl dosya Bergama dosyasıdır” diyerek, Kaz Dağı
ve Havran’a örnek teşkil edeceği için Bergama’nın unutulmaması gerektiğini
söyledi. Kazdağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü Süheyla Doğan ve Çanakkale Çevre
Platformu Sözcüsü Hicri Nalbant, Kazdağları’nı ne gibi tehlikelerin beklediğini
ve mücadele süreçlerini NTVMSNBC’ye değerlendirdi.
Kaz Dağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü Süheyla Doğan,
Kaz Dağı'ndaki son durumu ve duydukları kaygıyı şu sözlerle özetliyor:
“Kazdağında şimdiden ağaçlar kesilmeye, yollar açılmaya, sondaj delikleri
ile dağ delik deşik edilmeye başlandı. Ekolojik denge bozuluyor. Yaptığımız
incelemede, bu ay ve Kasım ayında yeni bir sürü alanın - 3 bin civarında
alan- maden-altın aramasına açılacağını öğrendik. Türkiye’de aranmadık yer
kalmayacak gibi görünüyor. Maden çıkartılmaya başladığında ve işletmeye
açıldığında neler olacağı şimdiden belli”.
“Kaz Dağı’nın üstü altından daha değerli!” diyen girişimin sözcüsü Doğan,
Kaz Dağı’nda yaşanan süreçle ilgili şu bilgileri verdi:
Süheyla Doğan (Kazdağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü)
FİRMA VE RUHSAT SAYISI BELLİ DEĞİL
“Biz bu süreçte, Bahçedere dışında, Kaz Dağı’nın kuzey tarafında da bir
sürü alanda maden-altın arandığını öğrendik. Bahçedere tek değildi….Çan’da,
Bayramiç’de, Çanakkale’de arama çalışmaları sürdürülüyordu. Arama
faaliyetlerini sürdüren firmalar: TEC COMINCO, TÜPRAG, Stratex, Fronteer,
Ariana Global Madencilik A.Ş,Kanada’lı AMDL (Anadolu Madenlerini Geliştirme
Limited), Mediterranean Resources, Valhalla Resources, Silvermet Inc. ve
Aldridge Minerals, Eldoradogold. En önde, dört sahayı Teck Cominco ile
birlikte geliştiren Fronteer geliyor. Ağı Dağı nerede ise işletmeye hazır.
Kirazlı, Dede Dağı, TV Kulesi ve Halilağa da hazırlanıyor. Ariana ve
Eurasian da kollarını sıvadı. Firma sayısını ve ruhsat sayısını net olarak
bilemiyoruz. Enerji Bakanlığı- Maden işleri Genel Müdürlüğü net bir açıklama
yapmıyor, Bakanlığa bu konuda Çanakkale Çevre Platformu tarafından açıklama
isteyen bir dilekçe hazırlandı ve imzaya açıldı.”
KAPASİTE ARTIRMA NEDENİ TİCARİ SIR!
“Bergama sürecinde yer alan bilim insanları ve hukukçulardan sürekli bilgi
alıyoruz ve deneyimlerinden yararlanıyoruz. İki hafta önce, KKGG olarak
Bergama’da ‘Bergama-Ovacık Madeni Kapasite Artırımı ve Depolama Tesisi
Projesi ÇED Bilgilendirme Toplantısı’na katıldık. O toplantıda Bergama’nın
işleme kapasitesinin ve atık havuzlarının kapasitesinin 3 katına (300 bin
ton olan işletme kapasitesinin 1 milyon ton’a) çıkartılmak istendiğini
gördük. Bergama’daki mevcut cevher bitmek üzere. Kapasite artırımının
nedenlerini firma ticari sır diyerek açıklamadı.”
MADEN YASASI’NIN ACİLEN İPTAL EDİLMESİNİ
İSTİYORUZ
“Bizler, yürürlükteki Maden Yasası’nın tam bir sömürge yasası olması ve
doğa, insan ve ülke çıkarlarına ve anayasaya aykırı olması nedeniyle bu yasa
kapsamında maden aranması, işletilmesine karşıyız. Öncelikle, Kazdağı ve
ülkemizin Bergama, Gümüşhane, Tunceli, Uşak, Eskişehir, Artvin’deki arama ve
işletme ruhsatlarının iptal edilmesini ve yeni ruhsat verilmemesini ve
yasanın acilen iptal edilmesini istiyoruz.”
“MADEN YASASINA HAYIR” MİTİNGİ
“Enerji Bakanı 27 Ekim’de bir panel için Çanakkale'ye geliyor. Kendisine
taleplerimizi anlatan bir karşılama töreni (!) düşünüyoruz. Konuyu gündemde
tutmak için imza kampanyalarına, basın açıklamalarına, bilimsel toplantılara
devam edeceğiz. Türkiye’nin diğer yerleri ile de birleşerek, gerekli kamuoyu
oluştuktan sonra büyük bir Maden Yasasına Hayır mitingi hedefliyoruz.”
Kaz Dağı’ndan altın çıkarılmasına izin verilmesi halinde neler olabileceğini
uzmanlar şöyle sıralıyor:
KAZDAĞI’NDA ALTIN ÇIKARILIRSA NELER OLACAK?
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 1 trilyon ton toprak işlenecek, 400 bin ton
siyanür kullanılacak.
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 2 milyon 580 bin dönüm orman, 10 milyon
zeytin ağacı etkilenecek.
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; su kaynakları azalacak ve kirlenecek.
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; orman köylülerinin geçim kaynağı azalacak ve
göçe zorlanacak, 20 bin zeytin üreticisi, 80 bin zeytin işçisi ile 30 bin
aile etkilenecek. Ürünlerimize alıcı bulamayacağız. Bölgemize turist
gelmeyecek.
Her yıl zeytinden, zeytinyağından ve diğer tarım ürünlerinden elde edilen
650 milyon dolar ve ayrıca turizm gelirleri kesilecek.
Bir altın madeninin ömrü 10 yıl… Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 10 yıl
sonra siyanür çukurlarıyla üzerinde ot bitmeyen toprak dağları kalacak. 10
yılda verilen zarar yüzlerce yıl temizlenemeyecek. Siyanür ve ağır metallere
maruz kalacak, zaman içinde ölümcül hastalıklara yakalanacağız.
Bergama’lı köylülerin siyanürle altın arama mücadelelerinde avukatlığını
üstlenen Senih Özay, 15 yıldan uzun süren mücadeleden Kaz Dağı için de
çıkarılması gereken dersler olduğunu söylüyor.
Av. Senih Özay:
BERGAMA’DA ALTINLI TOPRAK BİTTİ AMA...
Bergama’da 15 yıldır Türkiye’de idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın verdiği
kararlara rağmen, AİHM’nin verdiği karara rağmen, arkaya dolana dolana bu
maden bitirildi. Yani altınlı toprak bitti. Altınlı toprak bitince orayı
kilitleyip, ağaçlandırıp, rehabilite etmeleri gerekirken, Koza firmasıyla
Çevre Bakanlığı arasındaki ahbaplık yüzünden buraya altınlı toprak
getirilmeye başlandı. Gümüşhane’den kamyonlarla Trabzon’a, Trabzon'dan da
gemilere yüklenerek kamyonlarla bu bölgeye altınlı toprak taşımaya
başladılar. Havran-Küçükdere’de Koza Madencilik firması, altın işletme
tesisini bütün mahkeme kararlarına rağmen çalışıyor. Altın cevheri içeren
toprak, Küçükdere’den Bergama’ya kamyonlarla taşınıyor ve Bergama’da
işleniyor.
BU BİR BAYRAK YARIŞI
Türkiye’deki siyanürle altın arama konusunda asıl dosya Bergama Dosyasıdır.
Kaz Dağı, Havran gibi dosyalar örnek teşkil edeceği için Bergama’nın
unutulmaması gerekiyor. Kaz Dağı için yapılan mücadele belki etkili olur, o
zaman altını oradan çıkarıp burada, Bergama’da işlerler. Belki de bu yüzden
Bergama’nın kapasitesini 3 katına çıkarıyorlar. Bunları bilerek mücadele
etmek lazım. STK’ların, dürüst medyanın ses çıkartması lazım. Barolar
Birliği başından bu yana ses çıkartmıyor. Barolar Birliği bu konuda korkunç
kötü durumda...
Bu bir bayrak yarışı. Belki de sivil girişimlerle Kaz Dağı Milli Park
denilip kurtulabilir ama “Al sana Kaz Dağı’nı, ver bana Sinop’u”
diyebilirler. Böyle bir pazarlığa girebilirler. Mücadele etmek şart. Tek
ağızdan bir mücadele yapılıp yapılamayacağını önümüzdeki günlerde Ankara’da
toplanarak konuşacaklar. Kendi isyanlarıyla, kendi hırsıyla mücadele
ederlerse başarılı olurlar.
Hicri Nalbant (Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü ve Ziraat Odası Bşk.)
30’un üzerinde sivil toplum kuruluşunun katılımıyla oluşan Çanakkale Çevre
Platformu’nun Sözcüsü Hicri Nalbant, “Bergama’dan çıkardığımız dersler var.
Orada alınan derslerle, yargı kararı da olsa Maden Yasası da olsa, yöre
halkı eğer bu işe baş kaldırırsa hiç bir maden işletmesi gelip burada maden
işletemeyecek” diyerek kararlılıklarını vurguluyor:
BERGAMA’DAN ÇIKARDIĞIMIZ DERSLER VAR
Bergama’da yapılanlar ilkti. Bergama’dan çıkardığımız dersler
var.Yapılacakların ne olduğu çok iyi bilinmiyordu. Bu yapıla yapıla
öğrenildi Bergama’da. Yargı kararlarına karşı o zamanki hükümetin gevşek
tavrı, umursamaz tavrı nedeniyle Bergama’da yargı kararları uygulanmadı.
Orada alınan derslerle, bir de yargı kararı da olsa Maden Yasası da olsa,
yöre halkı eğer bu işe baş kaldırırsa hiç bir maden işletmesi gelip burada
maden işletemeyecek. Bu gücü yavaş yavaş görmeye başladık.
ÖLÜMLERİN YÜZDE 60’I KANSERDEN
Madenciler 100 bin dekarın üzerinde, 10 bin hektardan fazla bir alanda
sondaj çalışmaları yürütüyorlar. Bizim bütün direnmemiz orada bunlara
işletme ruhsatı verilmemesi. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Eğer buna engel olunmazsa, işletme ruhsatı verilirse, 100 bin dekarlık
alanını altını üstüne getirecekler. Bu alanın tümü dünyanın hiç bir yerinde
bulunmayacak orman alanları. Bir buçuk milyon insanın -Yunan adalarına
kadar- içme suyunun Kazdağları’ndan gittiği belli oldu. 1,5 milyon insanın
içme, kullanma suyu, yöre tarımın kaliteli yapıldığı bir yöre, her türlü
meyvenin sebzenin en iyi yetiştiği bir yer. Bunların sulama suyunun kaynağı
da Kazdağları. Eğer dediğimiz alanda bunlar maden işletmeye başlarlarsa,
topraklarımız kirlenecek, sularımız zehirlenecek, yani yörede yaşayan tüm
canlılar zehirlenecek. Yanıbaşımızda Balya var. 70 yıl önce terkedilmiş
madenler var. Fransızlar kurşun madenini işletip, gitmişler. Halen burada
ölümlerin yüzde 60’ı kanserden. Her yağmur yağdığında balıklar ölüyor. Bu
siyanürlü liç yöntemiyle işletilen altın madenleri bu bölgede de işletilirse
bundan sonra yüzlerce yıl bu bölgenin temizlenmesi mümkün olmayacak.
EYLEMLERİMİZİN ARKASI GELECEK
Öncelikle yörede yaşayanları, geçimini tarımdan sağlayan yurttaşlarımızı
bilgilendireceğiz. Köylerde bilgilendirme toplantılarına başladık.
Önümüzdeki günlerde hazırlanacak ÇED raporlarının kabul edilmemesi için her
türlü yöntemi kullanacağız. Bir şekilde kabul edilirse o zaman da yargı
yoluna gideceğiz. ÇED raporundan başlayarak bundan sonra yapacakları bütün
hareketler için platformumuz öncülüğünde belediyelerimiz, tüm yöre halkı
yargıya başvuracak. Eylemlerimizi arkası gelecek.