Türker AlkanÇingene hakları

Türker Alkan
14.09.2003 Radikal

'İnançları zayıftır, nikâha itibar etmezler, kavgacı olurlar, karanlıktan korkarlar, kuzu eti yemezler, kadınlarının kalçaları geniştir, dilenirler. Hırsızlık, dolandırıcılık, gaspçılık, tefecilik, vurgunculuk yaparlar. Karıları kocalarını aldatır.'

Hep 'derin devlet' olacak değil ya, bu da 'derin bilim.' Doç.Dr. Ali Rafet Özkan böyle yazmış 'Türkiye Çingeneleri' adlı kitabında. Ve bu kitap Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınları arasında yer almış. Yine aynı bakanlığın çıkardığı 'Türk ve İslam Ansiklopedisi'nde Çingeneler "... pis, ilkel, eğitimsiz, buçuk millet, çocuk çalıp satan, genç karılarına ve kızlarına fuhuş yaptıran" kişiler olarak tanımlanmış.
Çingeneler, sayıları belki de milyonları bulan vatandaşlarımız. Bu insanlar hakkında böylesine ırkçılık ve önyargı kokan yayınların, hele de resmi devlet organlarınca yapılması akıl alacak şey değil. Önyargılarımız o kadar yoğun ki, onları bilimsel gerçekler sanıyoruz.

Mustafa Aksu telefon etti, "Ben Çingeneyim" dedi. "İki yıl önce yazdığınız bir yazıda Çingene haklarını savunmuştunuz." Oturduk konuştuk sayın Aksu'yla. "Eşime nişanlıyken söyledim Çingene olduğumu. DDY'de üst düzey görevlerde bulundum. Emekli olunca Çingene haklarını savunmaya başladım. Bir televizyon konuşmasında Çingene olduğumu söyleyince baldızlarım bunu öğrendi ve şoke oldu. Çocuklarıma Çingene bir babaları olduğunu daha yeni anlattım!"

İnsanların kökenleri nedeniyle suçlu muamelesi görmesi, aşağılanması, dışlanması, hele de bunun devlet eliyle yapılması, ırkçılık değilse nedir ki?

Mustafa Aksu kolları sıvamış. 'Türkiye Çingeneleri' adlı kitaba engel olamamış. Fakat, MEB'e uzun uğraşlardan sonra derdini anlatabilmiş. Bakanlık, Türkçe sözlüklerde, Türk ve İslam Ansiklopedisi'nde düzeltmeler yapmak üzere harekete geçmiş. Türk Dil Kurumu da sözlüklerinde düzeltmeyi kabul etmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı, 2000 yılındaki bir genelgeyle, din görevlilerinin halkı aydınlatıcı konuşmalar yapmasına karar vermiş. Mustafa Aksu ve arkadaşları, şimdi Türkiye çapında bir örgütlenme çabasında. Einstein'ın bir sözünü yineleyip duruyor: 'İnsanların önyargılarını yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur!'

'Göçebe Çingeneler azalıyor mu?'
"Evet" dedi Mustafa bey, "ekonomik bir nedeni var. Eskiden Çingeneler bütün kış boyunca köylerinde oturur ve sepet örerdi. Yaz gelince de, ördükleri sepetleri alır, kent kent dolaşır, sepetçilik ve kalaycılık yapardı. Şimdi teknoloji değişti. Artık ne örme sepetler kaldı ne de kalaylanacak kap kacak. Eskiden yapılan bohçacılık da biçim değiştirmeye başladı. Çingeneler artık kamyonetlerle satış yapıyorlar."

Mustafa beyin dediğine göre, Türk siyasetinde ve sanat yaşamında rol oynayan pek çok Çingene kökenli kişi var. Ama çekindikleri için kökenlerini açıklamıyorlar.

Kuşkusuz ki insanlar kökenlerinden utanmamalı, kitlesel olarak suçlanmamalıdır. Fakat, bu 'pasif kabulün' yeterli olduğunu sanmıyorum. Kürt, Alevi, Laz, Boşnak, Arnavut.. gibi çeşitli kökenlerden gelen insanlarımızla birlikte, Çingene kültürü de inceleme ve araştırma konusu olmalıdır. Ülkemizde kaç tane Çingene vardır, folklorları nedir, inanışları ve yaşam biçimleri nedir, tarihleri nedir, kültürleri nedir, dilleri nedir... Bilen var mı? Kültür Bakanlığı kendi çalışma alanını belirlerken bu konuya da eğilemez mi?
'Birey'e dayanan ulusçuluk ve demokrasi anlayışı, kökenine, derisinin rengine ve inançlarına bakmaksızın, her kişiyi, eşit ve saygıdeğer bir vatandaş olarak kabul etmemizi gerektirir.