İslam âleminin umudu Türkiye'nin AB üyeliği
|
|
Batı ile İslam dünyası arasında gerginlik durulmazken, Türkiye'nin AB'ye katılımı Müslüman ülkeler için önem kazandı: Bu sayede Batı, İslam'la barışacak, Avrupa tüm Müslümanlara hoşgörüyle yaklaşacak
21/05/2006 Radikal
SADIK ELMEHDİ
(Londra'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 14 Mayıs
2006)
Türkiye'nin AB üyeliği, Avrupalılar ve Türkler
için olduğu kadar tüm Müslümanlar için de çok önemli bir tartışma konusu. Bütün
bu çevrelerin Türkiye'nin AB üyeliğinde ayrı ayrı çıkarı var. AB üyesi olan tüm
ülkeler, ekonomik açıdan gelişiyor; AB, üyelerine kalkınmaları için destek,
ticaret için çok büyük bir pazar ve modern teknoloji ithali için önemli
fırsatlar sunuyor. Üyelerine temel özgürlükler ve insan hakları alanlarında
ilerlemeleri için destek de vererek, uygar ve demokratik toplumların oluşmasını
sağlıyor. İspanya ve Polonya'nın üyelik sayesinde geçirdiği olumlu değişim
ortada. Türkiye de AB üyesi olursa tüm bunlardan yararlanacak.
Fakat, Hıristiyan bir dokuya sahip Avrupa uygarlığı, Müslüman Türkiye'yi üyeliğe
kabul edecek mi? Evet, Avrupa Hıristiyan bir kıta ama teokrasiyle yönetilmiyor,
kilisenin çoğu Avrupa ülkesinde devlet üzerinde etkin kontrolü yok. Hatta,
kilisenin faaliyetleri eskiye oranla da oldukça kısıtlı. Peki, yüzyıllardır
Avrupa'nın en belirgin özelliği olan Hıristiyanlık'tan geriye ne kaldı?
Hıristiyanlık, artık Avrupa'nın ahlâki değerleri ve hislerinde gizli. Çoğu
Avrupa devletinin bayrağında haç dalgalanır. Çoğu Avrupalı muhafazakâr siyasi
parti kendini Hıristiyanlık üzerinden tanımlar ve kiliseyle güçlü ilişkiler
kurmayı ihmal etmez. Geçmişte Yahudilik ve İslam'la, yakın zamanda komünizmle ve
bugün de yeniden İslam'la yaşanan çatışma dönemlerinde de, Avrupa'da
Hıristiyanlık birleştirici bir unsur olarak kendini gösterir. AB anayasası
hazırlanırken bile, pek çok kişi anayasanın Hıristiyan kimliğe de değinmesi
gerektiğini dile getirmişti.
'Öteki'yle yaşamayı öğrenecek
Hıristiyanlığa dayalı tek kültürlülük geçmişte Avrupa'ya pahalıya patlamıştı.
Mezhep çatışmalarının yanı sıra kilise ile laiklik arasında da kanlı çekişmeler
yaşanmıştı. Bugünse bu çatışma İslam'la yaşanıyor. Karikatür krizindeki gibi,
Müslüman Doğu ve Hıristiyan Batı arasındaki farklar, iki kültürü zaman zaman
karşı karşıya getiriyor. Üstelik, bu karşılaşma çoğu zaman şiddetli bir kavgaya
dönüşüyor.
İslam, çoğunlukla eski sömürgelerden gelenler olmak üzere, göç etmiş Müslümanlar
aracılığıyla Avrupa'ya yayıldı. Kıtada bugün 50 milyonun üzerinde Müslüman
yaşıyor. Fakat, Müslümanların varlığı iki tarafın 'barışmasını' sağlamak yerine,
tek yönlü Avrupa kültürünün gölgesinde gün geçtikçe dozu artan bir gerginliğe
neden oluyor. Avrupa, insan haklarının ve temel özgürlüklerin ihlal edilmemesi
konusunda söylediği kadar kararlıysa, ki öyle olduğunu umuyoruz, 'öteki'ni kabul
etmeyi öğrenerek hoşgörü içinde birlikte yaşamanın mümkün olduğu bir ortam
yaratmalı.
Müslüman Türkiye'nin Avrupa'ya katılması, işte tam da bu noktada işe yarayacak.
Türkiye'nin AB üyeliği, kıtadaki İslam varlığını güçlendirecek ama daha da
önemlisi İslam'ı Avrupa'nın gözünde daha saygın bir hale getirecek. Türkiye,
Avrupa'da kültürel dengeyi sağlayarak gerginliği azaltacak ve Avrupa'yı İslam
dünyasına açılan bir kıta haline getirecek. Sonuçta Avrupa Türkiye'nin
üyeliğiyle beraber Müslümanlarla birlikte yaşayabileceğini öğreneceğinden, bu
üyelikte Avrupa'yla arası pek de iyi olmayan diğer Müslüman devletlerin büyük
çıkarı var.
İslam dünyası kendini anlatamıyor
İslam, yaşanan savaşlar da dahil olmak üzere kurulan her türlü ilişki sayesinde
bugünkü Avrupa medeniyetinin inşa edilmesinde önemli rol oynadı. Fakat, şimdi
birçok İslam ülkesi farklı dinlerden devletlerle ilişki kurmakta sorun yaşıyor.
Türkiye'nin AB üyeliği Avrupa'da hoşgörüyü artırıp ve iki kültürün
birlikteliğinin mümkün olduğunu kanıtlayacağından, bu sorunun aşılmasına önemli
ölçüde yardımcı olacak. Üstelik, İslam ülkeleriyle arası iyi olan Türkiye
Avrupa'nın Müslümanlara saygı duymasını sağlamanın yanı sıra, iki taraf
arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini de sağlayacak.
Asya ile Avrupa arasında kurulmuş en uzun ömürlü İslam devletinin mirasçısı olan
Türkiye'nin dünyada saygın bir konumu var. Türkiye, ulusal sınırlarının dışına
taşan geniş siyasi ve kültürel etkiye sahip. Yani, Asya'da olduğu gibi Avrupa'da
da coğrafi ve tarihi varlığı bulunan Türkiye'nin AB üyeliği, Avrupa'nın olduğu
kadar İslam ümmetinin de çıkarına. Unutulmamalı ki, İslam dünyası vaktiyle
Türkiye sayesinde modern Avrupa düşünce sistemini ve kültürünü keşfetmişti.
Şimdi yine Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında kuracağı bağ, İslam âleminin
kendini anlatmasına yardımcı olacak.