Sıkıyönetim ilanı ve sonrası
Bakanlar Kurulu öğleden sonra toplanarak, 16 Haziran 1970 tarih ve 7/810 sayılı kararı ile sıkıyönetim ilan etti. Sıkıyönetim Komutanlığı’na da, 1.Ordu Komutanı Orgeneral Kemal Atalay atandı. Sıkıyönetim ilanı kararının onayı için TBMM olağanüstü toplantıya çağrıldı. Aynı gün Sıkıyönetim Komutanlığı’nca ilk tebliğ, 17 Haziran 1970 tarihinde de 7 tebliği yayınlandı. Aynı günün akşamı DİSK’e bağlı sendikaların merkezi ve temsilciliklerinde polis tarafından arama yapıldı, birçok sendikacı ve işçi gözaltına alındı.
Anayasa’nın 124. maddesi gereğince Bakanlar Kurulu’nca alınan kararın TBMM Birleşik Toplantısında görüşülerek onaylanması gerekiyordu. 17 Haziran 1970’te yapılan toplantıda, ilk sözü İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu alarak DİSK’i suçlayan bir konuşma yaptı.
Güven Partisi adına Genel Başkan Turan Feyzioğlu yine DİSK’i suçlayan bir konuşma yaptı. CHP adına Genel Başkan İsmet İnönü temkinli bir konuşma yaptıktan sonra sıkıyönetimin 15 günlük bir süre için ilan edilmesini önermişse de bu öneri reddedilmişti.
Tabii Senatör Ahmet Yıldız’ın konuşması sık sık kesilerek engellenmişti. Son olarak konuşan Başbakan Süleyman Demirel, sıkıyönetimi savunmuş ve Rıza Kuas ile Tabi Senatörleri suçlamış ve bu konuşma üzerine CHP’liler ile Milli Birlik Grubu üyeleri salonu terk etmişlerdi. Bakanlar Kurulu’nun Sıkıyönetim ilanına ilişkin kararı AP ve GP’lilerin oyları ile onaylanmıştır.
15-16 Haziran sonrası
eylemler
15-16 Haziran eylemlerinin ardından
ilan edilen sıkıyönetime karşın, DİSK üyesi işçiler protesto
eylemlerini sürdürdüler. İstanbul’un; Topkapı, Levent, Silahtarağa, Bakırköy,
Kağıthane gibi işçi bölgeleriyle Kocaeli ve Adapazarı’nda bulunan bazı
fabrikalarda çalışan çok sayıda işçi çalışmayı reddederek işbaşı
yapmadı.
Eylemler nedeniyle birçok işçi bölgesi sıkıyönetim güçlerince askeri denetim altına alındı. 17 Haziran’da İstanbul’daki Türk Demirdöküm, Derby, Çelik Endüstrisi, Elekrometal, Silahtar Elektrik Santralı ile Kocaeli’ndeki Seka, Arçelik ve Adapazarı’ndaki Lastik-İş sendikasının örgütlü olduğu Uniroyal Lastik Fabrikası gibi işyerleri askeri birliklerce kordon altına alındı.
Aynı gün Maden-İş ve Lastik-İş sendikalarında, sıkıyönetim güçlerince aramalar yapıldı ve 50 kişi gözaltına alındı. Polis bu sendikaların evraklarına el koydu.
Sıkıyönetimin her türlü protesto eylemini yasaklayan bildirisine karşın, 21 Haziran’da Türk Demirdöküm Fabrikası’nda Pazar günleri bakım yapan 50 kişilik ekip çalışmadı. Hafta tatili nedeniyle gündüz vardiyasında çalışan işçilerin gelmediği fabrikaya, gece vardiyasında çalışması gereken işçiler de gelmediler.
Eylemler 22 Haziran’da Türk Demirdöküm, Derby ve İzsal Fabrikalarında sona erdi. Zırhlı birliklerce kordon altına alınan bu üç fabrikada çalışan işçiler, 22 Haziran günü işyerlerine gelmekle birlikte işbaşı yapmadılar.
Sungurlar Kazan Fabrikası’nda ise aynı gün işbaşı yapıldı. Bu arada sıkıyönetim, bu işyerinde, işçileri işbaşı yapmamaya teşvik ettikleri gerekçesiyle 15 işçiyi gözaltına alırken, aynı nedenle Derby Fabrikası’nda da 3 işçi gözaltına alındı. Kağıthane’deki Rabak fabrikasında işbaşı yapmak istemeyen işçilerle konuşan Garnizon Komutanı Korgeneral Sadettin Canberk, işçilerden çalışmak isteyenlere baskı yapılmamasını isteyerek işbaşı yapmamanın kimseye bir fayda sağlamayacağını söyledi. İşçiler de garnizon komutanından, işbaşı yapmaları halinde toplusözleşmelerinin feshedilmemesini istediler. Komutanın teminat vermesi üzerine 1330 Rabak işçisi işbaşı yaptı.
Toplam 5 bin 90 işçi işten atıldı, birçoğu kara listeye alındı.
İstanbul dışından destek
verenler
“16 Haziran günü Gebze ve İzmit bölgesinde de çok sayıda işçinin katıldığı
yürüyüşler yapıldı. Aynı gün Ankara’da DİSK’e bağlı sendikalara
üye işçiler ile öğrenciler, Sanayi Çarşısı’nda bir yürüyüş yaptılar.
Yürüyüş polis tarafından engellendi. Bazı işçiler ve öğrenciler gözaltına
alındı. TİP, işçi direnişlerinin sonuna kadar yanında olacağını açıkladı.
CHP, işçilerin sendika seçme özgürlüğünün kısıtlanamayacağını
bildirdi. Tek Gıda-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamada; Türk-İş’in
bu yasaları destekleme tavrının değişmemesi halinde Türk-İş’ten ayrılabileceklerini
belirtti. İngiliz Maden İşçileri Sendikası ile Ulaştırma İşçileri
Sendikası da DİSK’i ve eyleme katılan işçileri desteklediklerini açıkladılar.
İzmir’de de 12 işyerinde yapılan oturma eylemleri ile İstanbul ve İzmit’teki
direnişler desteklendi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültelerinden
12 profesör, 12 doçent ve 38 asistan 17 Haziran 1970’te bir bildiri yayımlayarak,
yapılan değişikliklere karşı çıkmışlardır.” (Cumhuriyet Gazetesi 18
Haziran 1970)
Türk Hukuk Kurumu da 20 Haziran 1970 günlü bir bildiri ile yasa değişikliğine karşı çıkmıştı. Adana ve Gaziantep’te de protesto eylemleri yapıldı.
16 Haziran’daki işçi eylemlerine yaklaşık 150 bin işçi katıldı. Eylemlerde DİSK’e bağlı sendikalara üye işçilerin yanı sıra, Türk-İş Sendikalarının çoğunlukta oldukları fabrikalarda çalışan işçiler de yer aldı. “Türk-İş yönetimi olayları ayaklanma olarak niteledi ve çıkacak kanunu sonuna kadar savunduklarını açıkladı. ICFTU da Türk-İş’in yanında olduğunu bildirdi. Türk-İş Yönetim Kurulu, Sevgili İşçi Kardeşlerimiz başlıklı 4 sayfalık bir bildiri yayınlayarak olayları ‘Kızıl İhtilalin Provası’ olarak nitelemiş, DİSK ve TİP’i suçlamıştır.
18 Haziran 1970 tarihinde Ankara Maden-İş Temsilciliği “Kahrolsun komünistler” diye bağıran bir grubun saldırısına uğrayarak yağmalanmıştır.
Hiçbir konfederasyona bağlı olmayan “bağımsız sendikalar” zaman zaman önemli çıkış ve hareketler koyuyor, tavırları geliştiriyorlardı. 31 Ocak 1966 Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası grevi ve grevden sonraki gelişmeler, DİSK’in kurulması ile ilgili olarak yapılan toplantıya katılan 17 sendikadan 11’i bağımsız sendikaydı.
Bağımsız sendikaların ortak
eylemleri 15-16 Haziran Olayları’ndan sonra da sürdü.
Sıkıyönetim mahkemeleri
Sıkıyönetimin ilan edilmesinden hemen sonra, İstanbul’da bir Sıkıyönetim
Askeri Mahkemesi kuruldu. Bir mahkeme yetmediğinden ikincisi de kuruldu, 1 ve 2
No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri olarak adlandırıldı.
“1970 sıkıyönetiminin üç aylık uygulaması sırasında, gerek sıkıyönetimin
ilanına neden sayılan 15-16 Haziran Olayları ile ilgili olarak, gerekse sıkıyönetim
süresi içinde meydana gelen olaylar nedeniyle çoğunluğu işçilerden ve öğrencilerden
oluşan toplam 260 kişi hakkında Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri’nde 69
dava açıldı. Bu davalardan 38’i sıkıyönetim döneminde Askeri
Mahkemelerce karara bağlandı. Bu 68 davada iki sanığın beraatine ve 55 sanığın
da çeşitli cezalarla mahkûmiyetlerine karar verildi. Cezaların en ağırı 1
yıl hapse mahkûmiyettir. Sıkıyönetimin sona erdiği 17 Eylül 1970
tarihinde henüz soruşturması tamamlanmış 106 dosya Sıkıyönetim Komutanlığı
tarafından İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na devredildi.
Sıkıyönetim sona erdiğinde Kartal Maltepe 2. Zırhlı Tugay Askeri
Cezaevinde 29 kişi tutuklu olarak bulunuyordu. Bu kişiler, sıkıyönetimin
sona ermesi ile birlikte Paşakapısı Cezaevi’ne sevk edildiler. Tutuklu
olanlar arasında DİSK yöneticileri de vardı. Sıkıyönetim Askeri
Mahkemeleri, sıkıyönetimin sona ereceğini bildikleri halde bu kişilerin
tahliyelerine karar vermemişlerdi. DİSK yöneticileri ile ilgili dosya İstanbul
Cumhuriyet Savcılığı’nca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk
edilince savunucular tutuklu olan sanıkların salıverilmeleri için mahkemeye
başvurdular. Mahkeme duruşmaya bile gerek görmeden 26 Eylül 1970 tarihinde
tutuklu 20 kişinin salıverilmesine karar verdi.”
1971’de sıkıyönetim ilan edilince, dosya yeniden Sıkıyönetim Askeri
Mahkemesi’nce istendi. Görev konusunda uyuşmazlık çıkınca dosya Uyuşmazlık
Mahkemesi’ne gönderildi. Bu sırada 1803 sayılı yasayla genel af çıktığından
dava düştü.
1317 sayılı yasa TBMM’ce kabul edilmesine, Resmi Gazete’de yayımlanmasına
karşın, uygulama olanağı bulamadı. 13.8.1970’te TİP, daha sonra da CHP,
yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular. Anayasa Mahkemesi,
274 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan işçi sınıfının
siyasal düşünce, sendika ve konfederasyon farklılığını bir yana bırakarak
demokratik direnme hakkını kullandığı 15-16 Haziran’a neden olan 1317 sayılı
yasayı iptal etti. Böylece 15-16 Haziran’ın boşa gitmediği, işçilerin
ve DİSK yöneticilerinin boş yere karşı çıkmadıkları da kanıtlanmış
oldu.